“Son Dino-Kuş Furyası” üzerine çarpıtmalar

http://www.harunyahya.org/Makaleler/dinokus.html adresinde yayınlanan makaledeki çapıtmalar.

Paleontoloji hakkında biraz bir şey bilen hemen herkes, Archaeopteryx ismini duymuştur. Tüm zamanların belki de en ünlü fosili olan bu canlı, bundan 150 milyon yıl önce yaşamış bir kuştur. Archaeopteryx’in en önemli özelliği ise, bilinen en eski kuş olmasıdır. Archaeopteryx’ten önce yaşadığı bilinen, fosili bulunmuş başka hiç bir kuş yoktur.

Bu sözlerin dayanağı olarak bir dipnota yönlendiriyor.

225 milyon yıl yaşındaki Protoavis adı verilen bir fosilin “en eski kuş” olduğu yönünde bir iddia var olsa da, bu yaygın kabul gören bir kez değildir.

Şimdi, yine Harun Yahya’nın aynı sitedeki sözlerinden alıntılıyalım, http://www.harunyahya.org/evrim/evrim_acmazi_2/evrimacmazi2_6.html:

Söz konusu fosillerin en önemlisi, yaşı 225 milyon yıl olarak hesaplanan Protoavis‘ti. İlk olarak Nature dergisinin Ağustos 1986 tarihli sayısında, “Fosil Kuş Evrimsel Hipotezleri Sarsıyor” başlıklı makalede varlığı duyurulan Protoavis fosili, kendisinden 75 milyon yıl daha yaşlı olduğu Archæopteryx’in kuşların atası olduğu iddiasını çürüttü. Vücut yapısı, diğer tüm kuşlardaki gibi içi boş kemiklere sahip iskeleti, uzun kanatları ve kanatlarındaki tüy izleri Protoavis’in mükemmel olarak uçabildiğini gösteriyordu.

http://www.harunyahya.org/evrim/hy_net_cevap_3/netcevap3_24.html

Evrimcilerin Archaeopteryx’i bir ara geçiş canlısı olarak göstermekten vazgeçmelerinin bir nedeni de, Archaeopteryx’ten çok daha önce yaşamış olan kuşlara ait fosillerin bulunmuş olmasıdır. Ancak Ümit Sayın bu önemli gelişmeyi de gözardı etmekte ve yine anlaşılmaz bir şekilde, Archaeopteryx’ten önce yaşamış olan kuşların da Archaeopteryx’in ara geçiş canlısı olduğu tezini güçlendirdiğini öne sürmektedir. Bu iddiası son derece mantıksızdır. Çünkü söz konusu kuş fosilleri, (Protoavis) günümüzden 225 milyon yıl, Archaeopteryx’ten 75 milyon yıl önce yaşamışlardır. Bu Mesozoik Çağın ilk jeolojik dönemine rastgelir ve bu dönem “dinozorlar çağı” olarak kabul edilmektedir. Bu durum, dinozorların egemen olduğu bir dönemde, dünyada aynı zamanda kuşların da yaşadığını gösterir.

Harun Yahya’nın yaptığı hile gün gibi ortada; İddiasını küçük bir dipnotla temellendiriyor, ancak bu dipnot diğer makalelerindeki kendi sözleriyle bile çelişiyor. Archaeopteryx‘i bir geçiş canlısı olduğuna itiraz ederken Protoavis’i kuş olarak tanımlıyor. Ancak buradaki sözkonusu makalede ise bunu “kabul görmeyen tez” olarak sunuyor! Bir konu daha var ki, bu da önemli, kime göre kabul görmeyen tez? Evrimciler bu hayvanı ata olarak gösteriyorsa, bunun aksini kanıtlamadan böyle bir görüş bildirmek ne denli doğru olur? İşine geldimi kuş, işine geldimi değil…

Archaeopteryx’in günümüz kuşlarında görülmeyen iki özelliği ise gagasındaki dişler ve kanatlarındaki pençelerdir. Bu iki özellik nedeniyle kuş, 19. yüzyıldan bu yana evrimciler tarafından “yarı sürüngen” bir canlı olarak gösterilmek istenmiştir. Oysaki bu özellikler canlının sürüngenlerle bir ilişkisi olduğu anlamına gelmez. Araştırmalar günümüz kuşlarından Hoatzin’in de kanatlarında pençeler bulunduğunu ortaya çıkarmıştır.

Günümüz kuşları Hoatzin‘deki pençelere bir bakalım. Aşağıdaki resim yetişkin bir Hoatzin‘e ait:

Yetişkin Hoatzin

Herhangi bir pençe görebiliyor musunuz? İşin aslı şudur, Hoatzin yavruları pençelerle doğar, büyüdükçe bu pençeler yokolur:

Pençeli Bebek Hoatzin

Bu aslında evrimin açık kanıtlarından biridir. İddia kuşlar dinozorlardan evrilmiştir, o halde bu kuşlardaki pençe atalarından kalmıştır. Günümüz kuşlarında pençe vardır, o yüzden kanıt yoktur diyerek yukarıdaki kuşu göstermek, ne söylediğini bilmemektir.

Archaeopteryx’in dişlerinin ise sadece bu türe özgü olmadığı, tarihte “dişli kuşlar” olarak tanımlanabilecek başka türlerin de yaşadığı, başka fosil bulgularından anlaşılmaktadır.

Tekrar, aşağıdaki bir dipnota yönlendiriliyor:

Örneğin 130 milyon yıl yaşındaki Liaoningornis’in de gagasında dişleri vardır. (“Old Bird”, Discover, 21 Mart 1997)

130 milyon! Yazı ile yüz otuz milyon yıl! Bir anımsatma yapalım, Archaeopteryx Harun Yahya’nın kendi sözleriyle 150 milyon yıl önce yaşamış! Harun Yahya kendine yeni bir çarpıtma şekli geliştirmiş: İddiada bulun, iddianın saçmalığını dipnotlara gizle!

Archaeopteryx bize önemli bir gerçeği gösterir:

Kuşlar bundan 150 milyon yıl önce de zaten vardılar. Zaten uçuyorlardı. Eğer evrimciler “kuşların atası” olarak bir takım adaylar öne sürmek istiyorlarsa, bunların 150 milyon yıldan da yaşlı olmaları gerekir.

Provotais’i 150 yıldan yaşlı değil midir? Bu evrimcilerin “kuşların atası” adayı olarak sunulduğunu kendi dipnot’unda belirtiyor, ancak onun neden bir ata olmadığına değinilmiyor; Bu düpedüz yalandır!

Aslında bu “yaş sorunu”, kuşların atası olarak ileri sürülen tüm diğer sözde “dino-kuş” fosilleri için geçerlidir. Kuşların dinozorlardan evrimleştiklerini öne süren evrimciler, kuşların atasını iki ayak üzerinde yürüyen theropod dinozorları olarak belirlemektedirler. Oysa theropod dinozorlar, fosil kayıtlarında hep Archaeopteryx‘ten sonra ortaya çıkarlar.

Bakalım:

  • Coelophysis 228 milyon
  • Procompsognathus 222 – 219 milyon
  • Eoraptor 230-225 milyon
  • Herrerasaur 228 milyon
  • Megapnosaurus 200-194 milyon

Bunlar benim birkaç dakikada bulduklarım.

 

 

Reklamlar

Toumai Çarpıtması

Harun Yahya, http://www.harunyahya.org/Makaleler/yeni_fosil.html adresinde Sahelanthropus tchadensis türüne ait tek fosil olan Toumai‘nin evrimi çıkmaza soktuğunu iddia ediyor. Bunun böye olup olmadığına geçmeden önce alıntılarını gözden geçirelim. Öncelikle makalenin ingilizcesine bir göz atmasını öneririm: http://www.darwinismrefuted.com/origin_of_man_09.html

Ve bu fosil, Darwinizm dünyasını birbirine kattı. Dünyaca ünlü Nature dergisi, fosili duyuran haberinde, “bulunan yeni kafatası, insanın evrimi hakkındaki düşüncelerimizi tamamen batırabilir” itirafında bulundu.

Yapılan alıntı ingilizce versiyonunda “New-found skull could sink our current ideas about human evolution.” şeklinde verilmiş. Current’in türkçe karşılığı, mevcut, bugünkü‘dür; İsteyenler herhangi bir sözlük yardımıyla teyit edebilirler. Bu yüzden cümlenin asıl çevirisi şu şekildedir:”Yeni bulunan kafatası, insanın evrimi hakkındaki mevcut fikirlerimizi sarsabilir. Tamamen gibi bir pekiştirmede yoktur.

Sonuç ne olursa olsun, bu kafatası, bir kez daha ve kesin olarak göstermiştir ki, eskiden beri kabul edilen (insanla maymun arasındaki) ‘kayıp halka’ düşüncesi saçmadır…. Şu an çok açık olarak görülmelidir ki, zaten her zaman için son derece sallantılı olan kayıp halka düşüncesi, artık tamamen geçerliliğini yitirmiştir.

Alıntı http://www.guardian.co.uk/Archive/Article/0,4273,4458710,00.html adresindeki ilk paragrafın son cümlesidir; “…” sonrası haberin çok farklı yerinde çok farklı şekildedir.

A seven-million-year-old skull found in a central African desert is probably the most important discovery in the search for human origins in living memory – since Raymond Dart announced the “ape man” Australopithecus africanus in 1925. Yet its initial effect may be to confuse rather than enlighten. Whatever the outcome, the skull shows, once and for all, that the old idea of a “missing link” is bunk.

Yaklaşık olarak çevirisi:

Afrika çöllerinde bulunan yedi milyon yıllık kafatası, 1925 yılında Raymond Dart’ın “Maymun Adam” Australopithecus africanus’u duyurduğu günden buyana muhtemelen en büyük keşiftir. İlk etkisi aydınlatıcı olmaktan çok kafa karıştırıcı olabilir,{HY çevirdiği kısım burada başlıyor} ancak sonuç ne olursa olsun, bu kafatası bir kez daha ve kesin olarak göstermiştir ki, eski ‘kayıp halka’ düşüncesi saçmadır.(Bu kadar)

Burada Harun Yahya’nın çevirisindeki hileyi farkettiniz mi? Eskiyi, daha önceki anlamından çıkarıp, geniş zaman etkisi yaratmaya çalışmış. Peki “…” sonraki kısım nerede? Aynı haberin sondan ikinci paragrafının -yine- son, yani sonuç cümlesi.

This means three things. First, that we tend to look at those few tips of the bush we know about, connect them with lines, and make them into a linear sequence of ancestors and descendants that never was. But it should now be quite plain that the very idea of the missing link, always shaky, is now completely untenable.

Yaklaşık olarak türkçesi:

Bu üç anlama geliyor. İlk olarak, bu çalının dallarını bildiğimiz kadarını birleştirip, doğrusal bir ata merdiveni hiç olmadı. Şu an çok açık olarak görülmelidir ki, zaten her zaman için son derece sallantılı olan kayıp halka düşüncesi, artık tamamen geçerliliğini yitirmiştir.

Peki burada ne demek isteniyor? Harun Yahya’nın iddia ettiği gibi evrimi çıkmaza soktuğunu mu? Tabii ki hayır! Anlatılmak istenen, kafatasından önceki insan evrimine dair görüşlerden daha farklı bir evrimsel sürecin yaşanmış olabileceğidir. Ancak konu çarpıtılarak, evrimin açmazlarından biri gibi sunulmakta.