Akıllı Tasarım: Yaratılışın Bilime Sızma Teşebbüsü

Bu yazıda Akıllı Tasarım(A.T., ingilizce Intelligent Design-ID) hareketinin bilimsel bir hareket olmadığını, bilimsel verilerle anlatmaya çalışacağım. Ancak, bundan önce bu hareketin başlangıcını, nedenini bilmenizde fayda var. Kaynakça olarak eklediğim türkçe kaynakları okumadıysanız, okumanızı öneririm.

Önce iddianın içeriğine kısaca bir gözatalım. İddia, canlıların mükemmel bir tasarım olduğunu iddia etmekte ve -buraya dikkat- tek başına evrim sonucu oluşamıyacağını, bu yüzden ancak bir tasarımcının müdahalesiyle oluşabileceğini iddia etmektedir. Bu “tasarımın” tek başına evrimle oluşup oluşamıyacağını bir an için gözardı edelim. Bu iddia, tek başına açıklama olmaktan ziyade, bir karşı çıkışın, açıklama gibi gösterilmesinden başka bir şey değildir. Daha da önemli konu ise, “tasarım” hakkında hiç bir açıklama getirmemekte, kim, ne zaman, nerede, nasıl yaptı gibi soruları yanıtlamaya yeltenmemektedir. Peki bu neden önemlidir?

Teori mi, hipotez mi?
Bir bilimsel teori, bir yargıyı bir model çerçevesinde tanımlamalıdır. Yani, bu bir tasarımdır dediğiniz taktirde, bunun kim tarafından, hangi şartlar altında, nerede ve ne zaman tasarladığı gibi sorulara veya en azından bir kaçına açıklama getirmek durumundasınız. Böylece bu model doğrulanabilir veya yanlışlanabilir bir hal alır. Bunu yapmadığınız taktirde, sorgulanabilir hali almaz.

Astroloji Bilimsel Teori midir?
Amerika çıkışlı bu hareketi değerlendirirken, bu hareketin Amerika’da ki konumuna da bakmak gerekir. Bu hareketin, evrimle birlikte alternatif olarak okutulması yönündeki meşhur mahkemeyi pek çoğunuz biliyordur. Bu mahkemede, en çok bu iddiaların bilimsel teori olup olmadığı tartışıldı. Amerika’da ki yaklaşık olarak Tübitak’ın karşılığı olan NAS kurumunun tanımına göre Akıllı Tasarım, teoriden ziyade hipotez olduğu için, Akıllı Tasarımcılar, bu tanımı değiştirme yönünde çaba sarfettiler. Bu çaba sırasında ki mahkemede Eric Rothschild, Akıllı Tasarım iddialarının astrolojiyle benzerliğine dikkat çekip, A.T.’yi teori olarak tanıyan tanımım, aynı şekilde Astrolojiyi’de teori olarak tanımalıdır dediği zaman, Behe ilginç bir şekilde bunu kabul etmiş, yani astrolojiyi bilimsel bir teori olarak tanımlamıştır[1]!

Astroloji vs. A.T.
Önce astroloji nedir, A.T. ile olan paralelliği nedir sorusunu bir inceliyelim. Astroloji, kısaca, gök cisimlerinin insanların karakterini belirlediğini iddia eder. Ancak bunu nasıl yaptığını belirtmez. Hatta, bu etki sadece insanları mı kapsıyor, yoksa diğer canlılarda etkileniyor mu; Peki bu etki nasıl olmaktadır; Bundan kütleçekim mi sorumludur gibi soruların hiçbirine cevap vermeyen Astroloji, bu durumu sadece istatistiki olarak, öne sürmekte! O istatisklerin geçerliliği tartışma konusuyken, birde bunun göktaşlarıyla alakasız bir şeyde olabileceği gözardı ediliyor. İşte, astroloji herhangi bir açıklayıcı model sunamadığı için hipotezden öteye gidememiştir; Çünkü ne doğrulanabilecek, ne de yanlışlanabilecek bir modeli yoktur. Sadece yargı vardır.

Astroloji ile Akıllı Tasarım işte bu bakımdan birbirine benzemektedir. Bir gözlemden bir yargıya varılmış, ancak bu yargıyı açıklayacak herhangi bir model sunulamamıştır! Canlı tasarımdır demekte, nasıl, “kim” tarafından, nerede ve ne zaman tasarlandığını belirtmemekte. Bilim yapabilmeniz için, bir şeyi hem doğruluyabiliyor, hem de yanlışlayabiliyor olmanız gerekir. Ancak A.T. bunu yerine getirememektedir… Bunun yerine, canlıdaki bir takım yapıların İndirgenemez Kompleks olduğunu iddia etmektedir.

Hangi Yapılar İndirgenemez Komplekstir?

“Temel bir fonksiyona katkıda bulunan, oldukça uyumlu, etkileşim içinde bulunan parçalardan oluşmuş ve herhangi bir parçasının çıkarılması durumunda sistemin fonksiyonunun fiilen sona erdiği sistemdir”

Yukarıda A.T.’nin İndirgenemez Komplekslik kavramının tanımı bulunmaktadır. Şimdi bunun ne kadar gerçekle uyuştuğunu bir an için gözardı edelim… Bu kavram tek başına, hiç bir model sunulmaksızın değerlendirilmeye çalışılmaktadır. Hangi yapılar indirgenemez komplekstir sorusunu, “akıllarına gelen” örnekler üzerinden açıklamaya gitmektedirler. Bu indirgenemez kompleks yapıları bulmak için nereye bakacağız? Bunları bulmamız için bakmamız gereken yer hakkında herhangi bir öngörüde bulunabileceğimiz model var mıdır, yok! Evet sundukları örneklerin indirgenemez olup olmadıkları doğrulanabilir veya yanlışlanabilir, ancak bu yanlışlananlar hangi durumda A.T. iddiasını yanlışlayacaktır? Akıllarına gelmiş ve sunulmuş herhangi bir yapı indirgenemez kompleks olduğu yanlışlanması durumunda iddia yanlışlamış mıdır? Hayır! Çünkü, her yanlışlama, ardında herhangi bir model bulunmadığı için spekülatif bir şekilde “orada bir yerlerde indirgenemez kompleks bir yapı var” varsayımına ulaşacaktır. Ancak evrimi yanlışlamak için, öncülünden evrilemeyecek bir yapı sunmanız yeterlidir.

Özetle: Akıllı Tasarım iddiası, yanlışlanabilir bir model sunmamaktadır, işte bu yüzden Bilimsel Teori Konseptine uygun değildir. Bu da bizi Akıllı Tasarım iddiasının bilimsel olmadığı sonucuna ulaştırır.

Referanslar:
[1]http://www.newscientist.com/article.ns?id=dn8178

Kaynakça:

  1. http://yaratiliscilaracevaplar.wordpress.com/2006/03/25/akilli-tasarim-hareketinin-amaci-nedir/
  2. http://yaratiliscilaracevaplar.wordpress.com/2006/03/25/akilli-tasarim-bilim-mi-din-mi/
  3. http://sonbir.wordpress.com/tag/evrim/page/2/
  4. http://aydinonat.blogspot.com/2005/08/akll-tasarm.html
Posted in Akıllı Tasarım.

89 Responses to “Akıllı Tasarım: Yaratılışın Bilime Sızma Teşebbüsü”

  1. Samet Says:

    Akıllı tasarımı siz evrimcilerden mi öğreneceğiz? Zaten kaynaklarınız evrimci new scientist, gerisi blog siteler….

    Bir kere Akıllı tasarım zaten vardı, sizin atanız darwinden önce bile vardı. İnsanlar dünyadaki düzene bakıp, canlıları bitkileri, doğayı inceleyip bunda yaratıcının ne kadar kudretli olduğunu, bütün varlıkların (tasarımcıya) yaratıcıya ihtiyacı olduğunu zaten biliyordu.

  2. Da Vinci Says:

    Akıllı Tasarımı kimden öğrendiniz Samet bey? Akıllı tasarımın argümanları hakkında nerden bilgi edindiniz?

  3. kodoman Says:

    Samet, Akıllı Tasarımı kimden öğreneceksiniz veya öğrendiniz çokta önemli değil. Lakin, varsa sözlerime itirazınız alayım; Yoksa akıllı akıllı uzayınız…

  4. Samet Says:

    “Samet, Akıllı Tasarımı kimden öğreneceksiniz veya öğrendiniz çokta önemli değil. Lakin, varsa sözlerime itirazınız alayım; Yoksa akıllı akıllı UZAYINIZ…”

    Meğer ne kadar TERBİYESİZ insanlarla tartışıyormuşum. Evrimcilerin, ateistlerin kafa yapısı hep bu yönde mi acaba? Evrim teorisinin açmazları insanı kızdırabilir, böyle kişilik bozuklukları yapabilir. Tedavi, evrime dogma olarak inanmayı bırakmak.

  5. Da Vinci Says:

    Samet bey, sinirlenmeyin. Size bir soru sordum. Sorumun cevabını alabilir miyim lütfen?

    Sizin AT ile ilgili kaynağınız nedir?

  6. kodoman Says:

    Samet, terbiyesizlik yapan sensin. Ben A.T. iddialarını bilimsel değersizliğini ortaya koyan bir yazı yazıyorum; Sense “Akıllı tasarımı siz evrimcilerden mi öğreneceğiz?” gibi, terbiyesizce laflar ediyorsun. Var mıdır, sözlerime herhangi bir itirazın? Yoksa, oluncaya kadar, terbiyeni takınıp, kapatacaksın çeneni!

  7. Turgut Reis Says:

    Ortada aslında iki fikir var:

    Birincisi: Aklı başında insanlar canlılardaki düzenin tesadüfen olamayacağını ilk bakışta anlayıp kavradıkları için bu düzeni birinin kurması gerekir, bir tasarımcı olması gerekir diyorlar: Akıllı tasarım

    İkincisi: Hiç bir şekilde bir tasarımcının varlığını kabul etmek istemeyen ateistlerin materyalistlerin oluşturduğu, her şeyin rastgele mutasyonlarla, tesadüflerle oluştuğunu iddia eden gerizekalı fikir: SALAK TASARIM.

    Çok güzel yakıştı bence.

  8. Da Vinci Says:

    Reis,

    Kenneth Miller diye birini tanıyor musun? Bilmiyorsan araştır da nasıl saçmaladığını gör.

  9. Turgut Reis Says:

    Evet. Miller deneyini diyorsan nasıl saçmalamış olduğunu zaten biliyordum.

  10. Turgut Reis Says:

    Miller hakkında yazan yazmış zaten yazacağını.

  11. Da Vinci Says:

    muahhahahahaaa

    Bu deney sizde nasıl bir yara açmış ki her Miller’ı Stanley Miller sanıyorsunuz? Hiç güleceğim yoktu Turgut efendi. Çok sağol :)

    Bilgi sahibi olmadan herşeyi biliyormuş havasında olanlara bayılıyorum. Ben buna HY sendromu diyorum. Adam bir konu hakkında fikir belirtmek için o konuda bilgi sahibi olması gerektiğini bile düşünmüyor. aaaah ahh…

  12. kodoman Says:

    Kısa bilgi, Kenneth R. Miller: Brown üniversitesi Biyolog prof., Katolik hristiyan olmasına rağmen azılı bir yaratılışçılık ve Akıllı Tasarım karşıtıdır. Akıllı Tasarımla ilgili görüşleri, daha doğrusu yerden yere vurduğu konferansı için: http://www.youtube.com/watch?v=JVRsWAjvQSg

  13. Turgut Reis Says:

    Vinci kimsenin deneyi bende yara açmadı ama bu kadar yırtınırcasına gülmek insanın bazı yerlerinde ciddi yaralar açabilir, dost tavsiyesi.

  14. Da Vinci Says:

    Asıl yara açan şey hiçbir şey bilmeyen ama herşeyi bildiğini sanan boş adamları, ciddiye alıp adam yerine koyarak tartışmak.

  15. kodoman Says:

    Samet’in “Zaten kaynaklarınız evrimci new scientist…” sözüne kafam takıldı! New Scientist, National Geographic, Discover, Science, Nature vb. hepsi bilim dünyasının itibarlı dergileri ve hepsi “evrimci”! Yaratılışçıların veya Post-Modern yaratılışçı Akıllı Tasarımcıların yönetiminde olan, evrim karşıtı olup, bilim dünyası tarafından bu denli itibar gören dergi var mıdır? Yok… Yani, hmm bunun üzerinde durmak lazım…

  16. Turker Yılmaz Says:

    Kodamandan alıntı

    Kısa bilgi, Kenneth R. Miller: Brown üniversitesi Biyolog prof., Katolik hristiyan olmasına rağmen azılı bir yaratılışçılık ve Akıllı Tasarım karşıtıdır. Akıllı Tasarımla ilgili görüşleri, daha doğrusu yerden yere vurduğu konferansı için: http://www.youtube.com/watch?v=JVRsWAjvQSg

    Tabi Ken Miller İndirgenemez Kompleks kavramını işine geldiği gibi tanımlarsa A.T yi çökertdim nidalarını havada uçuşturur.

  17. kodoman Says:

    Tabi Ken Miller İndirgenemez Kompleks kavramını işine geldiği gibi
    tanımlarsa A.T yi çökertdim nidalarını havada uçuşturur.

    Varsa sizin daha “işe gelmez” tanımınız, duymak isteriz efen’im.

  18. Da Vinci Says:

    Turker bey,

    Ken Miller kendi kafasına göre bir tanım ortaya koymuyor. Michael Behe’nin tanımından yola çıkıyor ve o tanımda belirtilen özelliğe sahip yapıların IK olmadığını gösteriyor. O tanıma göre IK olan yapıların nasıl oluşabileceğini açıklıyor.

  19. selim Says:

    harun yahyayı karalamakla elinize ne geciyor davicni sizlerin dini imani evrim olmus evrim teorisi coktan tariholdu siz haala evrim mevrim diyip duruyorsunz.

    saygiar

  20. Da Vinci Says:

    Karalamak? Yani sizce bilimsel verileri çarpıtarak insanları kandırmaya çalışan birinin yaptıklarını ortaya çıkarmak karalamak mı oluyor? Sanırım sizinle ahlâki değerlerimiz oldukça farklı.

    Tabi canım evrim teorisi çoktan çürütüldü zaten. Dünyada kimsenin kabul ettiği yok sadece Türkiye’de bizim gibi 3-5 dinsiz imansız kabul ediyor değil mi?

    Bırakın artık bu hayal dünyanızda yaşamayı. Gözlerinizi açın. HY’nin size yutturmaya çalıştığı palavraların etkisinden kurtulmaya çalışın. Kendinize biraz saygınız olsun. Ne idüğü belirsiz bir adamın söylediklerini mutlak doğru gibi kabul etmekten vazgeçin ve kafatasınızın içindeki şeyi kendiniz için kullananın. Başkalarının söylediği hazır şeyleri yutmayın. Araştırın. Sorgulayın. Kısaca insan olmanın gereklerini yerine getirin.

  21. tasarimianlamak Says:

    1. Ulusal Bilimsel Akademisi’nin 1999 basımlı “Bilim ve Yaratılışçılık” kitabının 25.sayfasında şöyle deniyor: “zeki tasarım bilim değildir, çünkü bilimsel metotlarla test edilemiyor”. (National Academy of Sciences, Sicence and Creationism: A View from the National Academy of Sciences - 1999)

    Akademiye ait olan ve sizin de otomatik olarak kabul ettiğiniz bu iddia ciddi bir çelişki barındırmaktadır. Bildiğiniz gibi Kenneth Miller ve Russel Dolittle ID’ı çürütme maksatlı bilimsel savları ortaya koydular ve onları savundular. Siz (davinci ve kodoman) birer evrim yanlısı olarak bu bilim adamlarının ortaya koyduklarını kabul ediyor ve tabi ki onları delil olarak kullanıyorsunuz.

    Fakat Ulusal Bilimler Akademisi’nin –ve doğal olarak sizlerin- yanıldığı nokta şu: “her iki durum da aynı anda geçerli olamaz”! Bir kimse “zeki tasarımın hem yanlışlanamaz (ya da test edilemez) olduğunu” hem de “onun aleyhinde kanıtların bulunduğunu” söyleyemez.

    O “ya yanlışlanamazdır ve deneysel suçlamanın ötesindedir” ya da “gözlemlerimiz temelinde eleştirilebilir ve test edilebilir” özelliğe sahiptir. Yani bilimseldir.

    2. Bir diğer husus da şu; tasarlanmamışsa sizin dediğiniz gibi evrilmiştir. Tasarlanmadığını kanıtlamanın yolu, evrildiklerini kanıtlamaktır. Evrildiğini kanıtlamak evrimin lehinde, tasarımın aleyhinde kanıtların bulunduğu anlamına gelir.

    Öte yandan canlıların doğal yollarla evrildiğinin kanıtlanması canlıların tasarlandıkları iddiasını otomatik olarak yanlışlayacaktır. Zaten evrim kuramı, tasarımın yanlış olması durumunda doğru olacağından tasarım bilimseldir.

    Buradan da onun ampirik (deneysel ve gözleme dayalı) yani bilimsel olduğunu “basit bir akıl yürütmeyle” anlayabilirsiniz. Bu çelişkiyi anlamadıysanız detaya inebilirim.

    3. Yukarıda alıntıladığınız makalede sizin de muhakkak %100 katıldığınız şekliyle “Bilim yapabilmeniz için, bir şeyi hem doğruluyabiliyor, hem de yanlışlayabiliyor olmanız gerekir. Ancak A.T. bunu yerine getirememektedir” deniyor.

    Bu zaten sizin de sıkça dile getirdiğiniz ve “nasıl olsa bizim taraftan” deyip fazla irdelemeden kabul ettiğiniz bir nazariyedir. UBA fanatizminden dolayı böyle davranırken siz bilinçsiz olarak bunu dile getiriyorsunuz.

    Her iki teoriyi de masaya yatıralım ve ikisini de kendi savları ile test edip UBA’ne göre bilimsel bir kıstas olan “yanlışlanabilirlik ilkesi”ni karşılayıp karşılayamadıklarına bakalım.

    “Doğrulanabilirlik” konusuna girmeye gerek görmüyorum, çünkü bir olay üzerine yaptığınız tüm makul açıklamalar teorik olarak argümanı doğrulayabilir, tasarım da evrim de bu konuda “benim dediğim doğru” deme lüksüne sahiptir, zaten bu salt doğrulama saçmalığının sonu gelmeyeceğinden dolayı “falsification” ortaya atılmıştır, yani UBA bu konuda da ciddi bir hata yapmaktadır. Koskoca akademi hata yapar mı? Hem de hayret edilecek derecede.)

    TASARIM ve EVRİM FALSIFICATION’A İZİN VERİYOR MU?

    Her iki teoriyi de inceleyelim ve yanlışlanmaya izin verip vermediklerine bakalım. Bunun için de “Evrim Kuram’ına göre evrilebileceği” iddia edilen ve doğal olarak evrilmiş olması gereken Bakteri Kamçısı’nı ele alalım.

    — Tasarım teorisi, zekâ içermeyen bir sürecin bakteri kamçısını “üreteMEyeceğini” iddia eder.

    — Evrim teorisi ise, zekâ içermeyen bir sürecin bakteri kamçısını “üretebileceğini” iddia eder.

    İnceleyelim;

    Tasarım yanlışlanabilir mi? Evet. Çünkü tasarımı yanlışlamak için zekâ içermeyen bir sürecin kamçıyı (veya benzer herhangi bir sistemi) üretebildiğini yani onun evrildiğini göstermek yeterlidir.

    Evrim teorisi yanlışlanabilir mi? Hayır. Çünkü evrim teorisini yanlışlamak için kamçının (veya benzer herhangi bir sistemin) potansiyel olarak sonsuz sayıdaki zekâ içermeyen muhtemel süreçlerden herhangi biriyle oluşamayacağını göstermek gerekir ki, bunu yapmak pratik olarak imkânsızdır. Bunu tüm evrilmiş canlılar için de uygulayabilirsiniz. Yapabilmenin yolu var mı yok mu diye talkorigin uzmanlarına ve iddia sahibi bilim adamlarına da sorabilirsiniz. Kaçamak cevaplar alırsanız şaşırmayın.

    Sonuca gelelim; UBA’ne göre yanlışlanamayan ne oluyordu? Bilimdışı! Yani bilimsel değil. Sonuç olarak UBA’ne göre evrim kuramı bilimsel değildir. Bilimsel değil diye Evrim Kuramı yanlış mıdır? Hayır, sadece bilimsel değildir ve doğruluğun ölçüsü kati surette bilimsel olmaktan geçmez. Biz burada Evrim Kuramı bilimsel koşulları karşılamakradır diyenlerin yanlış düşündüklerini gösteriyoruz.

    Doğrudan UBA’ne de yazı ile sorabilirsiniz bu çelişik durumlarını.

    kaynaklar :

    1. National Academy of Sciences, Sicence and Creationism: A View from the National Academy of Sciences - 1999

    2. Michael Behe, Science and Evidence for Design in the Universe (Proceedings of the Wethersfield Institute) - 1999

  22. Bilimsellik açısından Tasarım ve Evrim « TASARIMI ANLAMAK Says:

    [...] Bu makalede Kodoman ve davinci’nin %100 katıldığı şekliyle “Bilim yapabilmeniz için, bir şeyi [...]

  23. Da Vinci Says:

    tasarımıanlamak bey,

    Yazınızda kurduğunuz mantıkta ve verdiğiniz bilgilerde yanlışlar olduğunu düşünüyorum. Bunlara kısaca değineceğim.

    1. Şöyle demişsiniz:

    Fakat Ulusal Bilimler Akademisi’nin –ve doğal olarak sizlerin- yanıldığı nokta şu: “her iki durum da aynı anda geçerli olamaz”! Bir kimse “zeki tasarımın hem yanlışlanamaz (ya da test edilemez) olduğunu” hem de “onun aleyhinde kanıtların bulunduğunu” söyleyemez.

    O “ya yanlışlanamazdır ve deneysel suçlamanın ötesindedir” ya da “gözlemlerimiz temelinde eleştirilebilir ve test edilebilir” özelliğe sahiptir. Yani bilimseldir.

    Buradaki hatanız Miller, Dolittle ve daha birçok diğer bilim adamının yanlışlamaya çalıştığı şeyi akıllı tasarımın kendisi sanmanız. Onların yanlışlığını göstermeye çalıştıkları şey “indirgenmez komplekslik”tir. İK bilimsel bir argümandır. Çünkü test edilebilir ve yanlışlanabilirdir ki yanlışlanmıştır da.

    Akıllı tasarım ise yanlışlanabilir değildir bu sebeple bilimsel değildir. Mesela şimdi olduğu gibi İK’nin yanlışlanmış olması AT’nin de yanlışlandığını göstermez çünkü AT bilimsel bir argüman olan İK’ye bağlı değildir. İK yanlışlandı diye AT de yanlışlanmış olmuyor. Zaten AT’nin yanlışlanamaz olması da buradan geliyor.

    Bu konudaki yazılarımı okumanızı tavsiye ederim:
    Şu meşhur ‘indirgenemez komplekslik’
    Akıllı Tasarım: Bilim mi din mi?

    2. Şöyle demişsiniz:

    Bir diğer husus da şu; tasarlanmamışsa sizin dediğiniz gibi evrilmiştir. Tasarlanmadığını kanıtlamanın yolu, evrildiklerini kanıtlamaktır. Evrildiğini kanıtlamak evrimin lehinde, tasarımın aleyhinde kanıtların bulunduğu anlamına gelir.

    Öte yandan canlıların doğal yollarla evrildiğinin kanıtlanması canlıların tasarlandıkları iddiasını otomatik olarak yanlışlayacaktır. Zaten evrim kuramı, tasarımın yanlış olması durumunda doğru olacağından tasarım bilimseldir.

    Buradan da onun ampirik (deneysel ve gözleme dayalı) yani bilimsel olduğunu “basit bir akıl yürütmeyle” anlayabilirsiniz. Bu çelişkiyi anlamadıysanız detaya inebilirim.

    Burada da önemli bir yanılgı içinde olduğunuzu görüyorum. Sizin mantığınıza göre evrimin doğru olması için tüm canlıların ve tüm yapıların evrimleştiği göstermek gerekir. Bir tane yapının nasıl evrimleştiği gösterilemezse evrim yanlışlanmış olu ve tasarım doğrulanmış olur. Bu çok yanlış bir mantık. Bir kere birşeyin nasıl evrimleştiğinin şimdilik bilinmiyor olması onun evrimleşmediği veya evrimleşemeyeceğini göstermez. Bu nedenle tasarıma kanıt olamaz.

    Ayrıcasizin dediğiniz gibi evrimin doğru olması tasarımı yanlışlamaz. Akıllı tasarımcılar Tanrı canlıları bu şekilde evrimleşecek şekilde tasarlamıştır da diyebilir. Yani İK ile AT’yi ayırmak lazım. İK’nin yanlışlığı veya evrimin doğruluğu AT’nin yanlışlığını gerektirmez. Bence AT’nin yanlışlanması mümkün değildir. AT sadece İK’ye bağlı olsa elbette yanlışlanabilirdi ama öyle değil.

    3. Şöyle demişsiniz:

    — Tasarım teorisi, zekâ içermeyen bir sürecin bakteri kamçısını “üreteMEyeceğini” iddia eder.

    — Evrim teorisi ise, zekâ içermeyen bir sürecin bakteri kamçısını “üretebileceğini” iddia eder.

    İnceleyelim;

    Tasarım yanlışlanabilir mi? Evet. Çünkü tasarımı yanlışlamak için zekâ içermeyen bir sürecin kamçıyı (veya benzer herhangi bir sistemi) üretebildiğini yani onun evrildiğini göstermek yeterlidir.

    Tasarım yanlışlanabilir demişsiniz ama yukarda belirttiğim hataya düşmüşsünüz. Burada yanlışlanabilir olan indirgenemez kompleksliktir. İK ile AT’yi birebir tutamazsınız. AT’nin tek argümanı İK değil. İK yanlışlandı diye AT de yanlışlandı demek değildir. Mesela Dembski’nin kullandığı “Complex Specified Information” argümanı onun kullandığı şekliyle bilimsel değildir. İK yanlışlansa bile CSI vardır.

    Ayrıca İK’nin yanlışlanması konusunda da önemli sıkıntılar var. Mesela Behe bir yapıyı örnek veriyor ve bu İK’dir diyor. Onun İK olmadığı gösteriliyor. Ama bu İK’nin yanlışlanması değildir. Sadece o verilen örneğin İK olmadığının kanıtıdır. Sonra Behe başka bir örnek veriyor ve alın size başka bir İK yapı diyor. Bilim admlarının onun da İK olmadığını gösteriyor. Sonra Behe başka bir örnekle karşımıza çıkıyor. Durum bu olunca İK’nin yanlışlandığının AT’ciler tarafından kabul edilmesi imkansız gibi birşey oluyor. Ne de olsa hep yeni örnekler bulunabilir. Aslında mantıksal olarak genel bir İK yapının bir zekaya gerek olmadan kendiliğinden evrimleşebileceği de gösterildi ama normal olarak AT’ciler bunu kabul etmiyor. Prensip olarak İK yanlışlanmıştır ama AT’ciler verdikleri örnekler üzerinden konuşuyorlar ve onların nasıl adım adım evrimleştiğinin gösterilmesini istiyorlar. Biri gösterilirse de sıradaki ortaya koyuyorlar ve hadi bunu da gösterin diyolar. Hal böyle olunca AT’ciler hiçbir zaman İK’nin yanlışlandığını kabul etmeyecekler.

    Evrim teorisi yanlışlanabilir mi? Hayır. Çünkü evrim teorisini yanlışlamak için kamçının (veya benzer herhangi bir sistemin) potansiyel olarak sonsuz sayıdaki zekâ içermeyen muhtemel süreçlerden herhangi biriyle oluşamayacağını göstermek gerekir ki, bunu yapmak pratik olarak imkânsızdır. Bunu tüm evrilmiş canlılar için de uygulayabilirsiniz. Yapabilmenin yolu var mı yok mu diye talkorigin uzmanlarına ve iddia sahibi bilim adamlarına da sorabilirsiniz. Kaçamak cevaplar alırsanız şaşırmayın.

    Açıklama için uzaklara gitmeye gerek yok. Ben size bu durumu açıklayayım.

    Bu durumda evrimin yanlışlanabilmesi mümkündür. Mesela bakteri kamçısını oluşturan proteinlerin hiçbiri bakterilerdeki başka hiçbir yapıda kullanılmıyor olsaydı veya hiçbirinin homologu olmasaydı veya bakteri kamçısının yapısal olarak benzeri başka yapılar bakterilerde bulunmuyor olsaydı bu bakteri kamçısının adım adım gelişmelerle oluşabileceğine dair hiçbir açıklama yapılamamsına sebep olurdu. Yani şöyle şöyle oluşmuş olabilir bile diyemezdi bilim adamları. Böyle bir durumda mutasyonlar ve doğal seçilime dayalı evrim düşüncesi yanlışlanmış olurdu. Başka bir açıklama yapmak gerekirdi bu yapının kökenini, ortaya çıkışını açıklamak için. Ama durum öyle değil.

    Yani gördüğünüz gibi ortada çelişkili birşey varsa o da AT’cilerin ve sizlerin içinde bulunduğu durumdur.

  24. tasarimianlamak Says:

    Buradaki hatanız Miller, Dolittle ve daha birçok diğer bilim adamının yanlışlamaya çalıştığı şeyi akıllı tasarımın kendisi sanmanız. Onların yanlışlığını göstermeye çalıştıkları şey “indirgenmez komplekslik”tir. İK bilimsel bir argümandır. Çünkü test edilebilir ve yanlışlanabilirdir ki yanlışlanmıştır da.

    Hayır, hata falan yok, işte bu yüzden neyi kastettiğimi anlamanız için; 2. örneği verdim. Evrim Teorisi’nin yanlışlığının değili, tasarımın doğruluğuna karşılık gelir. Evrim Teorisi kanıtlanıyorsa, bu aynı zamanda tasarımın yanlışlandığını ortaya koyar.

    Akıllı tasarım ise yanlışlanabilir değildir bu sebeple bilimsel değildir. Mesela şimdi olduğu gibi İK’nin yanlışlanmış olması AT’nin de yanlışlandığını göstermez çünkü AT bilimsel bir argüman olan İK’ye bağlı değildir. İK yanlışlandı diye AT de yanlışlanmış olmuyor. Zaten AT’nin yanlışlanamaz olması da buradan geliyor.

    “ID yanlışlanabilir değildir” diyorsunuz, bunu demekle kalmayıp “neden yanlışlanamadığını” da açıklayın. Yoksa sizi “cevap vermiş” saymayacağım.

    İndirgenemez Komplekslik’e gelince; bu kavram ID’ın ana savını teşkil eder. Yani ID kuramının doğaya ilişkin ana savı, “canlıların indirgenemez komplekslikte olduğu” savıdır ve bu ID’ın temelini oluşturur. Bunun tersi ise Evrim Kuram’ının savıdır, yani “canlıların ndirgenebilir yapıda karmaşık olduğu”dur.

    Bunu ayırt edebilmeniz için her iki kuramın canlı yapılara ilişkin ne dediklerini anlatmaya çalıştım ama maalesef anlamamışsınız.

    Burada da önemli bir yanılgı içinde olduğunuzu görüyorum. Sizin mantığınıza göre evrimin doğru olması için tüm canlıların ve tüm yapıların evrimleştiği göstermek gerekir. Bir tane yapının nasıl evrimleştiği gösterilemezse evrim yanlışlanmış olu ve tasarım doğrulanmış olur.

    1. Yazıyı dikkatli okumalısınız, orada “evrim teorisini yanlışlamak için kamçının (veya benzer herhangi bir sistemin) potansiyel olarak sonsuz sayıdaki zekâ içermeyen muhtemel süreçlerden herhangi biriyle oluşamayacağını göstermek gerekir ki, bunu yapmak pratik olarak imkânsızdır diyor. Yani kuramın yanlışlanmaya olanak tanımadığını göstertiyor. Bir sizin anladığınıza, bir de orada yazılana bakın, ama lütfen dikkatli okuyun!

    . Bu çok yanlış bir mantık<

    2. Burada “benim mantığıma göre” diye bir şey yok, bilim felsefesi okuyorsanız bunları bilmeniz gerekiyordu. Siz bulduğunuz tüm olguları evrimin kanıtı gibi sayabilirsiniz, ama teoriniz bahsettiğim aksi durumları ayıklamanıza imkân vermiyor.

    Bir kere birşeyin nasıl evrimleştiğinin şimdilik bilinmiyor olması onun evrimleşmediği veya evrimleşemeyeceğini göstermez. Bu nedenle tasarıma kanıt olamaz

    Bunun, yani “şu anda bilinemeyen gelecekte de bilenemez”le alakası yok, “lütfen dikkatli okuyunuz”. Konu teorilerin yanlışlanmaya izin verip vermedikleridir. Evrim Kuramı’nın yanlışlanmaya kapalı olması onun metafizik olduğunu gösterir.

    Ayrıcasizin dediğiniz gibi evrimin doğru olması tasarımı yanlışlamaz. Akıllı tasarımcılar Tanrı canlıları bu şekilde evrimleşecek şekilde tasarlamıştır da diyebilir. Yani İK ile AT’yi ayırmak lazım. İK’nin yanlışlığı veya evrimin doğruluğu AT’nin yanlışlığını gerektirmez. Bence AT’nin yanlışlanması mümkün değildir. AT sadece İK’ye bağlı olsa elbette yanlışlanabilirdi ama öyle değil.

    Bakın basit hatalara devam ediyorsunuzi Ben dedim ki “Öte yandan canlıların doğal yollarla evrildiğinin kanıtlanması canlıların tasarlandıkları iddiasını otomatik olarak yanlışlayacaktır”. Aradaki farka dikkat ediniz.

    Evrim Kuramı doğal yollarla açıklama yoluna gider, bu yüzden tasarıma karşı çıkan bir düşüncedir. Değişik evrim düşünceleri vardır ki onlar zaten konumuz dışı. Buradaki temel ayrım “kendi kendine olan evrimle kendi kendine olmayan evrim”dir.

    Daha açık ifadeyle, Evrim Kuramı fizik yasalarına içkin olup kendi kendineliği savunur ve iddia eder. Tasarım ise bunun aksini. Bu iki düşünce birbirlerinin “değilidir”. Yani birinin kanıtlanması diğerini otomatik olarak yanlışlayacaktır.

    Tasarım yanlışlanabilir demişsiniz ama yukarda belirttiğim hataya düşmüşsünüz. Burada yanlışlanabilir olan indirgenemez kompleksliktir. İK ile AT’yi birebir tutamazsınız. AT’nin tek argümanı İK değil. İK yanlışlandı diye AT de yanlışlandı demek değildir. Mesela Dembski’nin kullandığı “Complex Specified Information” argümanı onun kullandığı şekliyle bilimsel değildir. İK yanlışlansa bile CSI vardır.

    Benzer hatayı yine sergiliyorsunuz, kuram ve kuram içi savların farkındayım. Ben kuramların özelleşmiş savlarını değil, ana savlarını ortaya koyuyorum. Bu ayrıma dikkat ediniz.

    Evrim Kuramı: canlılar kendi kendine türeyerek oluştu.
    Tasarım Kuramı: canlılar kendi kendine oluşmuş olamaz, fizik yasalarının doğal işleyişinin dışında etkenlere muhtaçtır.

    Şimdi anlaşılmıştır umarım.

    Ayrıca İK’nin yanlışlanması konusunda da önemli sıkıntılar var. Mesela Behe bir yapıyı örnek veriyor ve bu İK’dir diyor. Onun İK olmadığı gösteriliyor. Ama bu İK’nin yanlışlanması değildir. Sadece o verilen örneğin İK olmadığının kanıtıdır. Sonra Behe başka bir örnek veriyor ve alın size başka bir İK yapı diyor. Bilim admlarının onun da İK olmadığını gösteriyor. Sonra Behe başka bir örnekle karşımıza çıkıyor. Durum bu olunca İK’nin yanlışlandığının AT’ciler tarafından kabul edilmesi imkansız gibi birşey oluyor. Ne de olsa hep yeni örnekler bulunabilir. Aslında mantıksal olarak genel bir İK yapının bir zekaya gerek olmadan kendiliğinden evrimleşebileceği de gösterildi ama normal olarak AT’ciler bunu kabul etmiyor.

    Böyle bir yapı gösterilmiş olsaydı tasarım yanlışlanmış olacaktı. Sorun zaten Evrim Kuramı’nın “analoji, hayal gücü ve basit örneklerin varlığının karmaşıkların da evrilebildiğinin kanıtı gibi gösterilmesinde yatıyor. Bir kere analoji kanıt değildir. Bu objektif bir kriter sağlamıyor. Yapının net biçimde indirgenebilir olduğunu göstermeye zaten olanak yok.

    Bana insandaki kalp ve beyni “daha basit yapıdaki beyin ve kalpleri göstermeden- indirgenebilir olarak açıklayabilir misiniz? Daha basit yapıdakilerin varlığı karmaşıkların evrilebileceğine delil olarak gösterilemez. Çünkü bu tümevarım bir kanıt değildir.

    Bu durumda evrimin yanlışlanabilmesi mümkündür. Mesela bakteri kamçısını oluşturan proteinlerin hiçbiri bakterilerdeki başka hiçbir yapıda kullanılmıyor olsaydı veya hiçbirinin homologu olmasaydı veya bakteri kamçısının yapısal olarak benzeri başka yapılar bakterilerde bulunmuyor olsaydı bu bakteri kamçısının adım adım gelişmelerle oluşabileceğine dair hiçbir açıklama yapılamamsına sebep olurdu. Yani şöyle şöyle oluşmuş olabilir bile diyemezdi bilim adamları. Böyle bir durumda mutasyonlar ve doğal seçilime dayalı evrim düşüncesi yanlışlanmış olurdu. Başka bir açıklama yapmak gerekirdi bu yapının kökenini, ortaya çıkışını açıklamak için. Ama durum öyle değil.

    Ben size “kalp organının” sonsuz sayıda rastgele (ve zorunlu olarak) olası süreçlerden herhangi biriyle oluşamayacağını göstermeniz gerekir diyorum siz hala aynı yerde takılı kalıyorsunuz. Şimdi soruyorum, böyle bir kuram teorik olarak yanlışlanabilir mi? (pratik olarak zaten yanlışlanamaz)

    Bir diğer nokta da homoloji, homoloji zaten bir tarif biçimidir. Sonuç olarak gene analoji gene analoji, bilimsel kanıt nerede? Analojik bir açıklamayı neden bir gerçek gibi kabul etmemizi istiyorsunuz?

  25. tasarimianlamak Says:

    Kısa bilgi : bir teori kendinin sınanmasına izin verdiği ölçüde bilimseldir. Evrim Kuramı’nın ana savı gözlem ve yoklama alanını aştığı için baştan kaybediyor. Bu yüzden kuram kendini doğrulamak için analojilere başvuruyor. Oysa analojinin bilimsel değeri bellidir. Analoji farazi hükümler verir.

  26. Da Vinci Says:

    Anlamadığınız çok fazla şey olduğunu görüyorum. Her dediğinize tek değinmeyeceğim. Bu sefer kısa tutacağım.

    İK’lik sizin düşündüğünüz gibi bir akılı gerektirmez. Hermann J. Muller’in 1918 yılında yazdığı “Genetic Variablity, Twin Hybrids and Constant Hybrids, in a Case of Balanced Lethal Factors” (Genetics, Vol 3, No 5, Eylül 1918, s. 422-499) başlıklı makalesinde değindiği gibi doğal seleksiyon ve mustasyonlara dayalı evrimde olması beklenen birşeydir. Behe’nin tanımladığı gibi İK yapıların oluşması için dışardan akıllı birşeyin müdahelesine gerek yok. Evrimsel süreçte bu özellikteki yapılar zaten kendiliğinden oluşacaktır. Muller bunu 1918 yılında ortaya koymuş.

    Zaten birçok bilim adamı da İK yapıların nasıl kendilğinden oluşabileceğini göstermiştir.

    Ben uzun uzun okumakla uğraşamam diyenler için iki adet vide öneririm:

    The Evolution of Irreducible Complexity
    Irreducible Complexity (bacterial flagellum) debunked

    Bu videolarda İK yapıların evrimsel süreçte akıllı bir müdaheleye gerek duymadan nasıl oluşabilecekleri görsel olarak anlatılmaktadır.

    “ID yanlışlanabilir değildir” diyorsunuz, bunu demekle kalmayıp “neden yanlışlanamadığını” da açıklayın. Yoksa sizi “cevap vermiş” saymayacağım.

    İndirgenemez Komplekslik’e gelince; bu kavram ID’ın ana savını teşkil eder. Yani ID kuramının doğaya ilişkin ana savı, “canlıların indirgenemez komplekslikte olduğu” savıdır ve bu ID’ın temelini oluşturur. Bunun tersi ise Evrim Kuram’ının savıdır, yani “canlıların ndirgenebilir yapıda karmaşık olduğu”dur.

    ID yanlışlanabilir değildir çünkü siz akıllı bir dış gücün varlığını kabul etmeye hazırsanız doğal yollarla olduğu bilinen doğa fenomenlerini “akıllı tasarımcı böyle olacak şekilde tasarlamıştır” diyerek de açıklayabilirsiniz. Yani aslında canlılar için akıllı dış müdahele gerekmediği sonucuna varsanız bile “bunun olması için akıllı tasarımcının canlıları bu olaylar doğal yollarla oluşacak şekilde tasarlamıştır” diyerek yine AT’yi savunmaya devam edebilirsiniz. Böyle olunca AT’nin yanlışlanması mümkün olmaz. Ama siz derseniz ki İK yapıların kendiliğinden oluşmasının olanaklı olduğu gösterildiğinde AT yanlışlanmış olur ona birşey demem. O zaman tamam ama iş orda kalmıyor. Çünkü mutasyonların olduğunu ama bazı mutasyonların tasarımcı tarafından tasarlandığı için olduğunu söyleyecek kadar ileri gidiyor AT’ciler. Böyle bir durumda siz nasıl olur da mutasyonların tasarımcı tasarladığı için ve tasarladığı şekilde değil de bilinen fiziksel ve kimyasal olaylar gibi kendiliğinden olduğunu kanıtlayabilirsiniz. Bu tip nedenlerle AT’ciler İK yapıların akıllı dış müdahele olmaksınız gerçekleşemeyeceğine mutlak şekilde ikna olmuş durumdalar. Buna bir nevi iman da diyebiliriz. Bu öyle bir iman ki Behe İK tanımının içine “evrimleşeme” kriterini koymuştur. Yani tanım gereği İK yapılar evrimleşemez diyor Behe. Ama yukarda örneğini verdiğim gibi 1918 yılında Hermann Muller, Behe ile aynı tanımı yaparak bunların evrimsel süreçte oluşması gerektiğini, bu tip yapıların evrimsel süreçte beklenen şeyler olduğunu belirtmiştir. Zaten günümüzde de birçok bilim adamı bunu göstermiştir. Ama iş orada bitmiyor. Yani İK’nin prensip olarak evrimleşebileceğinin gösterilmesiyle tatmin olmuyorlar ve “hadi şunun nasıl evrimleştiğini gösterin” diyorlar.

    Önemli olan prensip olarak bir argümanın yanlışlanmasıdır. O argümana dayalı her örneğin tek tek yanlışlanması mümkün değildir. Yani İK’nin akıllı müdahele olmasızın oluşamayacağı argümanının prensip olarak yanlışlanması yeterlidir. Tabiki bakteri kamçısı veya pıhtılaşma sisteminin nasıl evrimleşmiş olabileceğiyle ilgili araştırmalar yapılır varsayımlar ortaya atılır, modeller geliştirilir ama sonuçta geçmişte olan bir olayın nasıl olduğuyla ilgili kesin bilgiler edinilemeyebilir. Evrimleşeme sürecinin nasıl olduğu net bir şekilde belirlenemiyor diye evrimleşmemiştir sonucuna varılamaz. Prensip olarak bunun gerçekleşmesinin mümkün olduğunun gösterilmesi yeterlidir. Çünkü aksi argüman evrimleşmiş olamayacağını söylüyordu. Bunun yanlışlanması için nasıl evrimleştiğinin en ince ayrıntısına kadar gösterilmesi değil nasıl evrimleşmiş olabileceğinin gösterilmesi yeterlidir.

    Bu arada hep akıllı olmayan süreçlere göre olayları nasıl açıklanacağından bahsettik. Evrim karşıtları bunu nasıl açıklar? başlıklı yazımı okuyup bunun akıllı tasarım perspektifinden nasıl açıklanabileceğine dair birşeyler söyler misiniz? Genetikle ilgili buna benzer onlarca örnek verebilirim. Tüm primatlarda bulunan ve normalde C vitamini sentezinde kullanılıyor olması gereken genin bozulmuş hali veya tüm hayvanların DNA’larındaki virüs kalıntıları gibi şeyler.

  27. Da Vinci Says:

    Kısa bilgi : bir teori kendinin sınanmasına izin verdiği ölçüde bilimseldir. Evrim Kuramı’nın ana savı gözlem ve yoklama alanını aştığı için baştan kaybediyor. Bu yüzden kuram kendini doğrulamak için analojilere başvuruyor. Oysa analojinin bilimsel değeri bellidir. Analoji farazi hükümler verir.

    Yine yanlış.

    29+ Evidences for Macroevolution adresini incelerseniz evrimin 30 tahminini ve bunlar için deney ve gözlemleri ve bunların nasıl yanlışlanabileceğini görebilirsiniz. Ortada analojinin a’sı yok. Bunları iyi incelerseniz hepsinin tamamen gözlem, deney ve bilimsel bulgulara dayalı olduğunu görürsünüz.

  28. tasarimianlamak Says:

    İK’lik sizin düşündüğünüz gibi bir akılı gerektirmez. Hermann J. Muller’in 1918 yılında yazdığı “Genetic Variablity, Twin Hybrids and Constant Hybrids, in a Case of Balanced Lethal Factors” (Genetics, Vol 3, No 5, Eylül 1918, s. 422-499) başlıklı makalesinde değindiği gibi doğal seleksiyon ve mustasyonlara dayalı evrimde olması beklenen birşeydir.

    Bana kaynağı söylemeyin, kaynağın ne dediğini burada açıklayın. O adam öyle dedi diye öyle bir şey olacak değil. Olduğu vaki mi? Onu söyleyin siz.

    Zaten birçok bilim adamı da İK yapıların nasıl kendilğinden oluşabileceğini göstermiştir.
    Ben uzun uzun okumakla uğraşamam diyenler için iki adet vide öneririm:

    IK’in oluşabileceği gösterilemiyor orada. Animasyonlarla kanıt olmaz. Alacaksınız bakteriyi, bir takım hayati uzuvlarını gen haritasından mutasyona uğratıp deaktive edeceksiniz (emin olmamakla birlikte deneyin bu şekilde yapılacağı kuramsal olarak anlaşılabilir). Ve daha sonra kökeninde doğuştan kamçı olan bu hayvanların kamçısız olarak çoğaltıldığı gösterilecek. Siz bu tarz animasyonlarla kolayca ikna olabilirsiniz ama ben ikna olamıyorum.

    ID yanlışlanabilir değildir çünkü siz akıllı bir dış gücün varlığını kabul etmeye hazırsanız doğal yollarla olduğu bilinen doğa fenomenlerini “akıllı tasarımcı böyle olacak şekilde tasarlamıştır” diyerek de açıklayabilirsiniz.

    Hayır, bunu ayırmanın yöntemleri var. Doğal yollarla oluşan bir kristal dizisini doğal yollarla oluşamayacak olan kütüphane rafı düzeninden ayırt edebiliyoruz.

    ID’ın yanlışlanma ölçütünü karşıladığını yukarıda yazdım. Tekrar yazıyorum; ID ne der? Der ki; “canlı yapılar gelişi güzel rastlantıların ve fiziksel zorlamaların sonucu oluşamaz”. Bu kadar basit bir tanımı gerçekten anlamanız gerekir.

    Bu tanımı anlayıp anlamadığınızı ortaya koymamız için şu soruyu sormamız gerekiyor;

    Soru: Bu tanımda bir ön kabul görüyor musunuz? Ben göremiyorum, siz görebiliyorsanız buyurun gösterin.

    Tanımı tekrar hatırlatıyorum, dikkat buyurunuz; ID; “canlı yapılar gelişi güzel rastlantıların ve fiziksel zorlamaların sonucu oluşamaz”. Özetle dediği bu.

    Bu tanım “operasyonel” bir tanımdır, yani birinci sınıf, tamamen sınanabilir bilimsel bir tanımdır. Sizin bu tanımı çürütmeniz için yapmanız gereken zaten (buraya dikkat kesilin) savunduğunuz ve savunmakta olduğunu şey olan Evrim Kuramı’dır. Evrim Kuramı doğru ise zaten “bu tanım” yanlıştır. İşte ID bu yüzden bilimseldir.

    Şu önermeye dikkat edin; “dünya düzdür”! Bu bilimsel bir önermedir, zira aksini gösterebilmek mümkündür, tıpkı ID’in aksini gösterebilmenin mümkün hatta çok kolay olması gibi.

    Bu konuyu es geçmeyin. Özellikle bu konuda cevabınızı bekliyorum.

    Yani aslında canlılar için akıllı dış müdahele gerekmediği sonucuna varsanız bile “bunun olması için akıllı tasarımcının canlıları bu olaylar doğal yollarla oluşacak şekilde tasarlamıştır” diyerek yine AT’yi savunmaya devam edebilirsiniz.

    Elbette, zaten teistik evrim modelleri bunu söyler ama konumuz bu değil. Evrim Kuramı bu haliyle bile teizm ve deizm’e içkindir (fizik yasaları Tanrı’nın yaptığıdır ve kutsal kitap açıklamaları semboliktir).

    Böyle olunca AT’nin yanlışlanması mümkün olmaz. Ama siz derseniz ki İK yapıların kendiliğinden oluşmasının olanaklı olduğu gösterildiğinde AT yanlışlanmış olur ona birşey demem

    O AT değil teistik evrim modelidir. O noktada Evrim Kuramı kabul edilmektedir zaten (Francis Collins bunlardan biridir).

    Çünkü mutasyonların olduğunu ama bazı mutasyonların tasarımcı tarafından tasarlandığı için olduğunu söyleyecek kadar ileri gidiyor AT’ciler. Böyle bir durumda siz nasıl olur da mutasyonların tasarımcı tasarladığı için ve tasarladığı şekilde değil de bilinen fiziksel ve kimyasal olaylar gibi kendiliğinden olduğunu kanıtlayabilirsiniz.

    Bu esasen felsefî bir konudur. Teolojide bu Tanrı’nın özel ve genel tasarrufu diye bilinir. Buna göre doğal olan olaylar (en temelde) Tanrı’nın dolaylı yaptırımı iken özelleşmiş ve karmaşık olaylar doğrudan müdahalesine karşılık gelir. Konu bu değil.

    Bu tip nedenlerle AT’ciler İK yapıların akıllı dış müdahele olmaksınız gerçekleşemeyeceğine mutlak şekilde ikna olmuş durumdalar.</

    ID’cılar özet olarak şunu der; “kanıtlara bakalım, onlar bizi nereye götürüyorsa bunu kabul edelim”. Bakın, ID savunucularının bir kısmı farklı düşünebilir, evrim teorisyenlerinin aralarında bile fosil tartışmaları yapılır, bu doğaldır.

    Buna bir nevi iman da diyebiliriz. Bu öyle bir iman ki Behe İK tanımının içine “evrimleşeme” kriterini koymuştur. Yani tanım gereği İK yapılar evrimleşemez diyor Behe. Ama yukarda örneğini verdiğim gibi 1918 yılında Hermann Muller, Behe ile aynı tanımı yaparak bunların evrimsel süreçte oluşması gerektiğini, bu tip yapıların evrimsel süreçte beklenen şeyler olduğunu belirtmiştir.

    Dediğim gibi 1918’de kalmış “mümkündür, olabilir” cinsinden bir açıklamayı ciddiye alamam. Bilim diyorsanız kanıt göstermelisiniz, “olabilir, mümkündür” gibi yorumlar değil. O adamın öngörüsü kendisini bağlar, o hipotezini delillendirmediği sürece kıymeti olmayacak.

    .Zaten günümüzde de birçok bilim adamı bunu göstermiştir. Ama iş orada bitmiyor. Yani İK’nin prensip olarak evrimleşebileceğinin gösterilmesiyle tatmin olmuyorlar ve “hadi şunun nasıl evrimleştiğini gösterin” diyorlar.

    Göstermek demek bir dizi animasyonlar yapmak veya olasılıklı tahminler yürütme suretiyle bol analojilerle makaleler yazmak değildir. Böyle bilim olmaz. Siz bu tür şeylere bilim diyorsanız işimiz var sizinle.

    Önemli olan prensip olarak bir argümanın yanlışlanmasıdır. O argümana dayalı her örneğin tek tek yanlışlanması mümkün değildir. Yani İK’nin akıllı müdahele olmasızın oluşamayacağı argümanının prensip olarak yanlışlanması yeterlidir. Tabiki bakteri kamçısı veya pıhtılaşma sisteminin nasıl evrimleşmiş olabileceğiyle ilgili araştırmalar yapılır varsayımlar ortaya atılır, modeller geliştirilir ama sonuçta geçmişte olan bir olayın nasıl olduğuyla ilgili kesin bilgiler edinilemeyebilir. Evrimleşeme sürecinin nasıl olduğu net bir şekilde belirlenemiyor diye evrimleşmemiştir sonucuna varılamaz. Prensip olarak bunun gerçekleşmesinin mümkün olduğunun gösterilmesi yeterlidir. Çünkü aksi argüman evrimleşmiş olamayacağını söylüyordu..

    Bakın, bilimde yanlışlanmanın tanımı bellidir, Karl. R. Popper bu metodu bilime kazandırmıştır. Bunun yine iyi bir elek olamayacağını düşünenler yok değildir (Quine) Yani bilim felsefesinde falsibiable konusunda ortak bir uzlaşı yoktur. Gördüğüm kadarıyla siz ve biz bunu uzlaşı alanı olarak kabul ediyoruz. Yani ölçütlerden birisi yanlışlanmadır.

    Ama Evrim Kuramı yukarıda zikrettiğim gibi yanlışlanamıyor. Sadece bununla kalınsa, Evrim Kuramı bilimsel olma koşullarının bir çoğunu yerine getiremiyor. Sitede (akillitasarim.wordpress.com ve tasarimianlamak.wordpress.com) bununla alakalı bir araştırma yazısı yayınlacağım.

    Bunun yanlışlanması için nasıl evrimleştiğinin en ince ayrıntısına kadar gösterilmesi değil nasıl evrimleşmiş olabileceğinin gösterilmesi yeterlidir

    Yanlışlanmayı yeterince anlamamışsınız, yanlışlanma ters elek vazifesi görür. Doğrulanarak biriktirme yerine eksilterek doğruları ayıklamayı hedefler. Neo-Darwinist Kuram bu ölçütü yeterince karşılayamıyor. Nedenini de yukarıda yazdım, itirazınızı o argüman üzerinden yapınız.

    Bu arada hep akıllı olmayan süreçlere göre olayları nasıl açıklanacağından bahsettik. Evrim karşıtları bunu nasıl açıklar? başlıklı yazımı okuyup bunun akıllı tasarım perspektifinden nasıl açıklanabileceğine dair birşeyler söyler misiniz? Genetikle ilgili buna benzer onlarca örnek verebilirim. Tüm primatlarda bulunan ve normalde C vitamini sentezinde kullanılıyor olması gereken genin bozulmuş hali veya tüm hayvanların DNA’larındaki virüs kalıntıları gibi şeyler.

    Burada verdiğiniz bilgi, teorik olarak bile “akıllı olmayan süreçlerin dışında bir etkenle açıklanamaz” sonucunu vermiyor bize. Bu ve benzeri mantık hatasını çok sık görüyorum bu aralar.

    Bir tasarımcının işlevsel olarak çalışan ama bazı kısımları işleve yardımcı olmayan, bakıldığında gelişi güzellik sergileyen ve absürd öğeler eklememesi için hiçbir neden yoktur. Bu mantık hatasından kurtulunmadığı sürece bocalama ve yerinde sayma maalesef devam edecektir.

  29. Da Vinci Says:

    Bana kaynağı söylemeyin, kaynağın ne dediğini burada açıklayın. O adam öyle dedi diye öyle bir şey olacak değil. Olduğu vaki mi? Onu söyleyin siz.

    Hermann Muller 1918 yılında şöyle demiş:

    … Most present day animals are the result of a long process of evolution, in which at least thousands of mutations must have taken place. Each new mutant in turn must have derived its survival value from the effect which it produced upon the “reaction system” that had been brought into being by the many previously formed factors in cooperation; thus a complicated machine was gradually built up whose effective working was dependent upon the interlocking action of very numerous elementary parts or factors, and many of the characters are factors which, when new, where originally merely an asset finally become necessary because other necessary characters and factors had subsequently become changed so as to be dependent on the former. It must result, in consequence, that a dropping out of, or even a slight change in any one of these parts is very likely to disturb fatally the whole machinery; …

    Tanım temelde aynı. Elbette kelime seçimleri farklı ama anlattığı şey aynı. Bu tip yapıların oluşması gerektiğini söylüyor Muller. Peki Behe ne diyor? Bunların indirnemeyeceğini bu sebeple evrimleşmiş de olamayacağını söylüyor. Ama Muller bunların evrimin doğal bir sonucu olarak oluşacağını söylüyor. Kaldı ki verdiğim videolarda da Behe’nin tanımına uyan İK yapıların nasıl oluşabileceği anlatılıyor.

    IK’in oluşabileceği gösterilemiyor orada. Animasyonlarla kanıt olmaz. Alacaksınız bakteriyi, bir takım hayati uzuvlarını gen haritasından mutasyona uğratıp deaktive edeceksiniz (emin olmamakla birlikte deneyin bu şekilde yapılacağı kuramsal olarak anlaşılabilir). Ve daha sonra kökeninde doğuştan kamçı olan bu hayvanların kamçısız olarak çoğaltıldığı gösterilecek. Siz bu tarz animasyonlarla kolayca ikna olabilirsiniz ama ben ikna olamıyorum.

    O zaman biz sizinle bu konuşmayı hiç uzatmayalım. Siz kafanızda hayali bir süreç yaratmışsınız ve bu olmadan İK yapıların evrimleşebileceğine ikna olmayacaksınız. Böyle bir süreç olmadığını söyleyeyim. Bunu nerden çıkardığınızı da çok merak ettim. Kendiniz mi buldunuz?

    Tanımı tekrar hatırlatıyorum, dikkat buyurunuz; ID; “canlı yapılar gelişi güzel rastlantıların ve fiziksel zorlamaların sonucu oluşamaz”. Özetle dediği bu.

    gelişi güzel rastlantı? fiziksel zorlama? İlginç bir tanım olmuş. Sanırım bunu da siz buldunuz.

    Tekrar hatırlatayım evrim teorisi canlılığın oluşumuyla ilgili hiçbir şey söylemez. Canlılığın oluşumu evrim teorisinin konusu dışındadır. Bununla ilgili herhangi bir mekanizma falan önermez hiçbir iddia da bulunmaz. Mesela insanlar nasıl oluştu? AT bununla ilgili ne söyler? Bilginiz var mı? Veya kuşlar AT’ye göre nasıl oluşmuştur? İnsanlar neden 200.000 yıldır var? Nasıl bir mekanizmayla oluşmuşlar? Yani direk tasarımcının dış müdahelesi var mı? İşin içinde yaratılıştaki gibi bir hokus pokus var mı? Yani yoktan şak diye ortaya bir insan mı çıkıyor? Tasarımcı nasıl bir müdahele ediyor?

    AT’nin o kadar çok sorunu var ki aslında nedense kimse bunlarla ilgilenmiyor. Bütün tartışma evrim teorisi üzerinden gidiyor. Çünkü aslında AT dedikleri şeyin canlı türlerinin varlığıyla ilgili yapabileceği pek bir açıklama yok. “Çok karmaşıklar bu nedenle bir akıllı tasarımcının müdahelesi lazım.” bütün “teori” dedikleri şey bu. Tasarımcı kimmiş, neymiş, nasıl çalışırmış, nasıl müdahele edermiş, neyi ne zaman yapmış? Bunlarla ilgili tek bir kelime yok. Son “teori” oluyor bu.

    Yani aslında canlılar için akıllı dış müdahele gerekmediği sonucuna varsanız bile “bunun olması için akıllı tasarımcının canlıları bu olaylar doğal yollarla oluşacak şekilde tasarlamıştır” diyerek yine AT’yi savunmaya devam edebilirsiniz.

    Elbette, zaten teistik evrim modelleri bunu söyler ama konumuz bu değil. Evrim Kuramı bu haliyle bile teizm ve deizm’e içkindir (fizik yasaları Tanrı’nın yaptığıdır ve kutsal kitap açıklamaları semboliktir).

    Böyle olunca AT’nin yanlışlanması mümkün olmaz. Ama siz derseniz ki İK yapıların kendiliğinden oluşmasının olanaklı olduğu gösterildiğinde AT yanlışlanmış olur ona birşey demem

    O AT değil teistik evrim modelidir. O noktada Evrim Kuramı kabul edilmektedir zaten (Francis Collins bunlardan biridir).

    Peki AT ne? Bundan farkını net bir şekilde açıklayabilir misiniz? Yani AT’nin önerdiği süreç nedir? Tabi varsa…

    Dediğim gibi 1918’de kalmış “mümkündür, olabilir” cinsinden bir açıklamayı ciddiye alamam. Bilim diyorsanız kanıt göstermelisiniz, “olabilir, mümkündür” gibi yorumlar değil. O adamın öngörüsü kendisini bağlar, o hipotezini delillendirmediği sürece kıymeti olmayacak.

    “Mümkündür, olabilir” değil “olması doğaldır, olacaktır” diyor Muller. Kanıt ise dediğim gibi birçok bilim adamı tarafından prensip bazında verildi. Linkini verdiğim videolarda da prensip olarak görsel bir şekilde İK yapıların nasıl adım adım oluşabileceği gösterilmekte.

    Göstermek demek bir dizi animasyonlar yapmak veya olasılıklı tahminler yürütme suretiyle bol analojilerle makaleler yazmak değildir. Böyle bilim olmaz. Siz bu tür şeylere bilim diyorsanız işimiz var sizinle.

    Cidden sizinle işimiz var. Behe ne diyordu bakteri kamçısı için? “40 tane proteine ihtiyacı var ve bunların 30 tanesinin homologları yok. Yani 30 tane başka hiçbir yerde kullanılmayan bakteri kamçısına özel protein. Bunların akıllı bir müdahele olmadan oluşması mümkün değil.” Peki yeni araştırmalar ne gösterdi. 30 sayısı 2′ye indi. Peki neden Behe 30 diyordu? Çünkü araştırmadı. Eğer samimi bir bilim adamı olsa ilk önce bakteri kamçısıyla ilgili böyle bir araştırma yapardı. Ama o böyle birşey olabileceğine olanak vermiyor. Bakteri kamçısı akıllı müdahele olmadan oluşmaaz düşüncesine sıkı sıkıya bağlanmış. Homologu yok diye bilinen 30 proteinin acaba homologları var mı diye bir araştırma yapma gereği hissetmiyor. Samimi bir bilim adamının tavrı bu olmamalı.

    Ama Evrim Kuramı yukarıda zikrettiğim gibi yanlışlanamıyor. Sadece bununla kalınsa, Evrim Kuramı bilimsel olma koşullarının bir çoğunu yerine getiremiyor. Sitede (akillitasarim.wordpress.com ve tasarimianlamak.wordpress.com) bununla alakalı bir araştırma yazısı yayınlacağım.

    Yanlışlanmayı yeterince anlamamışsınız, yanlışlanma ters elek vazifesi görür. Doğrulanarak biriktirme yerine eksilterek doğruları ayıklamayı hedefler. Neo-Darwinist Kuram bu ölçütü yeterince karşılayamıyor. Nedenini de yukarıda yazdım, itirazınızı o argüman üzerinden yapınız.

    Evrim teorisi çok kolaylıkla yanlışlanabilir. En basitinden 200 milyon yıllık bir Homo cinsine ait fosil veya 500 milyon yıllık bir memeliye ait fosil bugün bildiğimiz anlamdaki evrim teorisi çökertmiş olacaktır. Modern evrim teorisi yanlışlanmış olacaktır. Ayrıca 29+ Evidences for Macroevolution başlıklı yazıda ortak atadan türeme düşüncesinin nasıl yanlışlanabileceğini anlatan 30 madde var. Bunlardan herhangi biri bu düşünceyi yanlışlayabilir. İsterseniz bir inceleyin de ondan sonra yanlışlanamaz yorumu yapın. Yani sizin bilgi birikiminiz ve düşünme kapasiteniz nasıl yanlışlanabileceğini bulmanıza yeterli olmuyor olabilir ama bilim admları bunları rahatlıkla ortaya koyabiliyorlar.

    Burada verdiğiniz bilgi, teorik olarak bile “akıllı olmayan süreçlerin dışında bir etkenle açıklanamaz” sonucunu vermiyor bize. Bu ve benzeri mantık hatasını çok sık görüyorum bu aralar.

    Bir tasarımcının işlevsel olarak çalışan ama bazı kısımları işleve yardımcı olmayan, bakıldığında gelişi güzellik sergileyen ve absürd öğeler eklememesi için hiçbir neden yoktur. Bu mantık hatasından kurtulunmadığı sürece bocalama ve yerinde sayma maalesef devam edecektir.

    Keşke verdiğim örneklerle ilgili iki kelime birşey yazmayı deneseydiniz.

    Bu bilgiler ortan atadan türeme görüşünü açıkça desteklerler. Bunun gibi 30 tane delili yukardaki linkte bulabilirsin. Peki AT bunalrın neresinde duruyor? Görüldüğü gibi AT’nin herhangi birşeyi açıklamaya çalışma gibi bir kaygısı yok. AT’nin derdi açıklamaları yok etmeye çalışmak. Bu insan-şempanze kromozom birleşmesi meselesinde “bu olay doğal yollarla olamaz” mı diyorsunuz? Yani tasarımcı kromozomları birleştirtmiştir gibi bir açıklamanız mı var yoksa daha farklı akılcı bir öneriniz var mı?

  30. tasarimianlamak Says:

    Tanım temelde aynı. Elbette kelime seçimleri farklı ama anlattığı şey aynı. Bu tip yapıların oluşması gerektiğini söylüyor Muller.

    Sayın davinci

    Yazınızı tebessümle okudum. Ben “oluşması gerektiği” söylenen şeyleri dikkate almıyorum diyorum siz bana böyle yapıların evrim sonucu oluşması gerektiğini söylüyorsunuz. Kanıt sizin literatürünüzde ne anlama geliyor bilmiyorum ama ben “olması gerekiyor” türünden lafları kanıt sayamam. Kanıt gözleme dayalı tümevarımdır. Bir şeyin olası olması kanıt değildir. Tanrı’nın varlığı da olasıdır, bu bir kanıt değildir.

    Peki Behe ne diyor? Bunların indirnemeyeceğini bu sebeple evrimleşmiş de olamayacağını söylüyor. Ama Muller bunların evrimin doğal bir sonucu olarak oluşacağını söylüyor. Kaldı ki verdiğim videolarda da Behe’nin tanımına uyan İK yapıların nasıl oluşabileceği anlatılıyor.

    Videoları geçelim onlarla ilgilenmiyorum çünkü. Ben sizin indirgenemezlikten ne anladığınızı merak etmekteyim.

    Mesela size şöyle bir soru sorayım; hücre içinde hücrenin enerji gereksinimini karşılayan mitokondriler vardır bilirsiniz. Mitokondrileri hücreye enerji üretmeye ve onu hücrenin diğer elemanlarıyla organizasyona girmeye zorlayan bir fizik ve kimya yasası biliyor musunuz?

    O zaman biz sizinle bu konuşmayı hiç uzatmayalım. Siz kafanızda hayali bir süreç yaratmışsınız ve bu olmadan İK yapıların evrimleşebileceğine ikna olmayacaksınız. Böyle bir süreç olmadığını söyleyeyim. Bunu nerden çıkardığınızı da çok merak ettim. Kendiniz mi buldunuz?

    Animasyonları neden kanıt kabul edeyim? Gözlem veya deney sonuçları beni alakadar eder. Ona bakarsanız animasyonla Behe’de tasarımı kanıtlıyor.

    gelişi güzel rastlantı? fiziksel zorlama? İlginç bir tanım olmuş. Sanırım bunu da siz buldunuz.

    Siz tasarımı bilmiyor musunuz? Darwin’in ortaya attığı bugünkü haliyle Modern Evrim Kuramı’nı bilmiyor musunuz?

    -Evrim Kuramı’nda bilinç var mıdır? Yoktur. Onun yerine rastlantı ve fizik yasalarının zorlaması vardır.

    -Tasarımda bilinç var mıdır? Vardır. Fizik yasalarına uyarak tasarlandıkları iddia edilir.

    Siz temel kabulleri ve teorinin özde ne dediğini bilemiyorsanız tabi ki tartışmamamız gerekiyor.

    Tekrar hatırlatayım evrim teorisi canlılığın oluşumuyla ilgili hiçbir şey söylemez. Canlılığın oluşumu evrim teorisinin konusu dışındadır.

    Tamam, kabul edelim. Ben de size şunu hatırlatayım; tasarım tasarlayıcı konusunda hiçbir öneride ve iddiada bulunmaz. Tasarlayanı gözlemleme veya deneyleme imkânı ile tasarlanmış nesneler arasında zorunlu bir ilişki kurmaya gerek yoktur.

    Anlaştık mı?

    Anlaşmamız gerekiyor çünkü sizi zor durumda bırakacak bir kavram söz konusu. Evrim Kuramı’na göre tüm canlıların nedeni nedir? Ortak ata. Hepsi ondan türemiştir (iddia).

    Eğer siz “tasarımın varlığının kanıtı için tasarlayıcıyı görmem gerekir” diye tutturursanız (ki bu mantık ve bilim felsefesini bilmemenin alametidir), ben de size ortak atanın varlığının kanıtı için ortak atayı görmem gerekir” diye tuttururum ki bu dedim gibi yanlış olur. Yani sizin tasarım için tasarlayıcı görme şartınız, benim ortak ata kanıtı için ortak atayı görme şartımla eşdeğerdir ve ikisi de aynı bağlamda birer saçmalıktır.

    Şimdi yanlış anladığınız kısma gelelim, tanımı tekrar ortaya koyuyorum “canlı yapılar gelişi güzel rastlantıların ve fiziksel zorlamaların sonucu oluşamaz (ID)”

    Bunun Evrim Kuramı’nda ki karşılığı şudur: “canlı yapılar gelişi güzel rastlantılar ve fiziksel zorlamaların sonucu oluşurlar (Evrim Kuramı”.

    Anlayacağınız dilden söylersek, “canlı yapılar şans ve zorunluluğun birlikteliğiyle oluşurlar (Evrim Kuramı)”.

    Tanımı anlamış olduğunuzu farz ederek asıl noktaya geliyorum; siz yazdığım tanımı “cansızdan canlıya geçiş” olarak algılamışsınız. Hayır, ben bunu kastetmiyorum zaten.

    Dediğim şudur: “canlı yapılar şans ve zorunluluğun birlikteliğiyle oluşur ve türerler”.

    Yani oluşum için gereken şartlarla türeme için gereken şartlar arasındaki tek fark doğal seleksiyondur ki o da yeni bilgi ekleme noktasında işe yaramaz. Sonuç olarak

    Mesela insanlar nasıl oluştu? AT bununla ilgili ne söyler? Bilginiz var mı? Veya kuşlar AT’ye göre nasıl oluşmuştur? İnsanlar neden 200.000 yıldır var? Nasıl bir mekanizmayla oluşmuşlar? Yani direk tasarımcının dış müdahelesi var mı? İşin içinde yaratılıştaki gibi bir hokus pokus var mı? Yani yoktan şak diye ortaya bir insan mı çıkıyor? Tasarımcı nasıl bir müdahele ediyor?

    AT’nin o kadar çok sorunu var ki aslında nedense kimse bunlarla ilgilenmiyor. Bütün tartışma evrim teorisi üzerinden gidiyor. Çünkü aslında AT dedikleri şeyin canlı türlerinin varlığıyla ilgili yapabileceği pek bir açıklama yok. “Çok karmaşıklar bu nedenle bir akıllı tasarımcının müdahelesi lazım.” bütün “teori” dedikleri şey bu. Tasarımcı kimmiş, neymiş, nasıl çalışırmış, nasıl müdahele edermiş, neyi ne zaman yapmış? Bunlarla ilgili tek bir kelime yok. Son “teori” oluyor bu.

    Arap çorbasına dönmüş bu pragarafınız, 50 tane soru var ve sayfalar tutar. AT’ın cehaletten kaynaklanan bir sav olduğu öne sürülür çoğu kez. Bu konuda akillitasarim.wordpress.com ve tasarimianlamak.wordpress.com’da bir yazı yazacağım. Oradan bakabilirsiniz.

    Peki AT ne? Bundan farkını net bir şekilde açıklayabilir misiniz? Yani AT’nin önerdiği süreç nedir? Tabi varsa…

    AT’ın Teistik Evrim Modeli ile alakası var sanıyorsanız ciddi bir literatür hatası yapıyorsunuz demektir. Teistik Evrim Modelleri savunduğunuz evrim modelini tamamen kabul eder, Tanrı’yı farklı düzlemde ele alır. Collins’i örnek verdim, Collins gibi dindar bir bilim adamı Evrim Kuramı’nı destekler.

    “Mümkündür, olabilir” değil “olması doğaldır, olacaktır” diyor Muller. Kanıt ise dediğim gibi birçok bilim adamı tarafından prensip bazında verildi. Linkini verdiğim videolarda da prensip olarak görsel bir şekilde İK yapıların nasıl adım adım oluşabileceği gösterilmekte.

    Dediğim gibi prensip olarak ben de tasarımı kanıtlayabilirin, varsayımlarla, animasyonlarla ve analojilerle takla bile atılabilir.

    Evrim teorisi çok kolaylıkla yanlışlanabilir. En basitinden 200 milyon yıllık bir Homo cinsine ait fosil veya 500 milyon yıllık bir memeliye ait fosil bugün bildiğimiz anlamdaki evrim teorisi çökertmiş olacaktır

    Bir teorinin tikel argümanı üzerinden yanlışlanmaya olanak vermesi başkadır, main argument üzerinden yanlışlanmaya olanak tanıması başkadır. Yanlışlanma böyle olmaz.

    Kaldı ki fosiller ise zaten tartışmalıdır, kuramcılar kendi aralarında çoğu kez mutabık olamamaktalar. Hem fosillerin neye ait oldukları konusu muammadan öte gidemedi. Bir dizi fosili yan yana dizmek ve peşinden “şu şunun atasıdır” demek kanıt değildir, aksinin gösterilmesi de zaman çizelgesini yeniden düzenlettirmekten öte işe yaramaz. Ve size de falsification’u iyi öğrenmenizi tavsiye etmekten başka çare kalmaz.

    Bunlardan herhangi biri bu düşünceyi yanlışlayabilir. İsterseniz bir inceleyin de ondan sonra yanlışlanamaz yorumu yapın. Yani sizin bilgi birikiminiz ve düşünme kapasiteniz nasıl yanlışlanabileceğini bulmanıza yeterli olmuyor olabilir ama bilim admları bunları rahatlıkla ortaya koyabiliyorlar.

    Bilim adamlarının her dediğini hakikat olarak algılayacak kadar şuursuz değilim. Onlarda da akıl var bende de. Sonuçta veri ortada, bilgi birikimi ortada, ama çıkarsanan sonuç başka.

    Dediğim gibi “bir teori argüman bazında yanlışlanabilir”. Sonuçta “canlılığın tarihi” tekil bir olayın özelleşmesidir. Bu bilimselliği yadsıyan bir durumdur, çünkü her özel olay için farklı açıklamalar yapmak zorunda kalacağınızdan kuramınız hem bilimsel olamayacak hem de yasalara gönderme yapacak düzeye gelemeyecektir. Mesela doğal seleksiyon yanlışlanabilir bir savdır. Sav olmaktan öte, bir yasadır hatta. Bu savın var olması başka şey, bu savın türleri birbirine dönüştürdüğü başka şeydir. Ana sav üzerine yoğunlaşın. Ana sav “canlıların ortak bir atadan türeyerek çeşitlendiği”dir. Bunun aksinin gösterilmesi OLANAKSIZDIR, aksi gösterilemeyecek savlar yanlışlanamaz savlardır.

    1. Aksi gösterilemez
    2. Tekil olaylardan tekil sonuçlar çıkarmak suretiyle sağlıklı tümevarıma ulaşılamaz.
    3. Canlılığın tarihi “bir kez” yaşanmıştır ve emsali yoktur. Dolayısıyla tekrarlanamaz ve test edilemez bir süreçtir.
    4. Kısır döngüsel akıl yürütmelerle bilim yapılmaz.
    5. Analojiler kanıt sağlamaz.

    Sonuç: Böyle bir teori (hadi Francis Bacon’u ve J. Stuart Mill’i geçelim) modern bilimsel kriterleri KARŞILAYAMADIĞINDAN bilimsel değil, metafiziktir.

    Bu bilgiler ortan atadan türeme görüşünü açıkça desteklerler. Bunun gibi 30 tane delili yukardaki linkte bulabilirsin. Peki AT bunalrın neresinde duruyor? Görüldüğü gibi AT’nin herhangi birşeyi açıklamaya çalışma gibi bir kaygısı yok. AT’nin derdi açıklamaları yok etmeye çalışmak. Bu insan-şempanze kromozom birleşmesi meselesinde “bu olay doğal yollarla olamaz” mı diyorsunuz? Yani tasarımcı kromozomları birleştirtmiştir gibi bir açıklamanız mı var yoksa daha farklı akılcı bir öneriniz var mı?

    Bu bilgiler bana “7+5+3=15” ve “5+9+1=15” sonuçlarına değişik şekillerde ulaşan matematikçiyi çağrıştırıyor. Ama matematikçinin neden aynı sonuç için farklı dizileri tercih ettiğini bilemem.

    Sayın davinci, sonuca etki eden çoklu sebeplerden birini seçecekseniz, o seçtiğiniz sebebin mantıksal olarak diğerlerine galebe çalması gerekir.

    Hala bu mantık hatasını anlayamadıysanız size şöyle bir örnek vereyim; diyelim ki elimizde bir sonuç ve bu sonuca etki ettiğini düşündüğümüz birkaç nedenimiz var. Sizin seçtiğiniz neden öyle bir neden olmalı ki, diğerleri mantıksal olarak devre dışı kalsın.

    Yani seçtiğiniz nedeni ideolojinizden dolayı değil de, objektif olarak seçmenizden bahsediyorum. Ortak ata ile ortak dizayn deme arasında mantıksal olarak hiçbir fark yok. Önerdiğiniz örnekler bu mantıksal farkı gösteremediğinden benim ortak atayı objektif olarak kabul etmem için bir nedenim kalmıyor.

  31. Da Vinci Says:

    Ben de başlar gülümseyerek okuyordum yazınızı ama sonlara doğru bu kadar da olmaz diyerek sinirlendiğimi itiraf edeyim. Baştaki konularda sizile anlaşamayacağımız çok açık. Onun için onlara hiç girmeden en sona geçeceğim. ama ondan önce çok kısa verdiğim videolara değineceğim. O videolarda İK yapıların adım adım oluşabileceği prensip olarak anlatılıyor. Peki siz ne diyorsunuz? Prensip olarak göstermek yetmez git bunları bir bakterinin DNA’sı ile oynayarak adım adım yaptır. Ben de inanayım. Üzgünüm ama bilim böyle çalışmıyor. İK bilimsel bir argümandır ve tanımı da prensip temelindedir. Yani belli bir yapı üzerinden tanımı yapılmamıştır. Genel bir tanımı vardır. Bu videolarda bu tanıma uygun yapıların adım adım ilerlemeyle oluşabileceği çok basit bir şekilde gösterilmektedir. Sizin bunu kabul etmiyor olmanız hiç önemli değil. Zamanda geçmişe gidip bakteri kamçısının oluşturan mutasyonları gözlemleme şansımız yok. Bu nedenle sadece olabilirliğini ortaya koymak yeterlidir. Yani tekrar yapmak değil olabileceğini göstermek yeterlidir çünkü diğer argüman olamayacağıydı.

    Gelelim son kısma. Şöyle demişsiniz:

    Ana sav “canlıların ortak bir atadan türeyerek çeşitlendiği”dir. Bunun aksinin gösterilmesi OLANAKSIZDIR, aksi gösterilemeyecek savlar yanlışlanamaz savlardır.

    1. Aksi gösterilemez
    2. Tekil olaylardan tekil sonuçlar çıkarmak suretiyle sağlıklı tümevarıma ulaşılamaz.
    3. Canlılığın tarihi “bir kez” yaşanmıştır ve emsali yoktur. Dolayısıyla tekrarlanamaz ve test edilemez bir süreçtir.
    4. Kısır döngüsel akıl yürütmelerle bilim yapılmaz.
    5. Analojiler kanıt sağlamaz.

    Daha önce de linkini verdim: http://www.talkorigins.org/faqs/comdesc/default.html

    Burada “ortak atadan türeme” düşüncesinin doğru olması durumunda olması gereken şeylerle ilgili 30 adet tahmin var. Tahminlerin hepsinin doğruluğunu gösteren veriler var. Bu 30 maddenin tamamı için potansiyel yanlışmala yolları da belirtiliyor. Bir zahmet girip bakın ve temel argümanı yanlışlayabilmek için farklı 30 adet yanlışlama kriterini görün. Bunların dışında da başka yollar vardır ama burada 30 tanesi belirtilmiş.

    Canlılığın tarihi “bir kez” yaşanmıştır ve emsali yoktur. Dolayısıyla tekrarlanamaz ve test edilemez bir süreçtir.

    Geçmişte olan şeyleri gözlemlenmesi gerektiğini savunacaksını yoksa doğrulanması için? Ne olmuş yani test edilemiyorsa? Evrimin mekanizmaları test edilebiliyor. Elbette geçmiş olan şeyler test edilemez. Burada lafı nereye getirmek istediğinizi anlamadım. Big Bang de geçmişte oldu ve test edilemiyor ama olduğunu büyük çoğunluk kabul ediyor. Dünyanın ve gezegenlerin oluşumuyla ilgili bilgilerimi de test edemiyoruz ama prensip bazında nasıl oluştuklarını biliyoruz. Geçmişe gidip test edemediğimiz için yanlıştır mı diyoruz? Geçmişte olan şey bıraktıkları izlerle anlaşıbilir geçmişe gidip test etmek gerekmez bilimsel olmaları için.

    Kaldı ki tasarım dediğiniz şey ne zaman oldu? Onu gözlemleyebiliyor muyuz? Test edebiliyor muyuz geçmişe gidip?

    Peki AT ne? Bundan farkını net bir şekilde açıklayabilir misiniz? Yani AT’nin önerdiği süreç nedir? Tabi varsa…

    AT’ın Teistik Evrim Modeli ile alakası var sanıyorsanız ciddi bir literatür hatası yapıyorsunuz demektir. Teistik Evrim Modelleri savunduğunuz evrim modelini tamamen kabul eder, Tanrı’yı farklı düzlemde ele alır. Collins’i örnek verdim, Collins gibi dindar bir bilim adamı Evrim Kuramı’nı destekler.

    Ben AT’nin önerdiği süreci soruyorum siz kalkmış o teistik evrimdir şudur busur diyorsunuz. Sorumun cevabı gelmiyor.

    Yani seçtiğiniz nedeni ideolojinizden dolayı değil de, objektif olarak seçmenizden bahsediyorum. Ortak ata ile ortak dizayn deme arasında mantıksal olarak hiçbir fark yok. Önerdiğiniz örnekler bu mantıksal farkı gösteremediğinden benim ortak atayı objektif olarak kabul etmem için bir nedenim kalmıyor.

    Ortak ata diyince kromozom birleşmesi doğal yollarla olmuştur ve bu kromozom birleşmesi insana doğru genel dalın oluşmasını sağlamıştır demektir. Bu durumda ortak dizayn ne demektir? Çok net bir soru. Ortak dizayn diyerek bu iş çözülmüyor. Bu nasıl bir meret? Tasarımcı iki kromozomun birleşimiymiş gibi bir kromozom mu dizayn etmiştir? Yoksa iki kromozomun tarihte bir yerde daha sonradan müdahele etmesine gerek kalmayacak şekilde doğal yollarla birleşmesin sağlayacak şekilde bir dizayn mı yapmıştır? Bunlar çok netsorular? Bunlara verecek cevabı olması lazım AT’nin ve AT’yi savunan birinin.

  32. tasarimianlamak Says:

    O videolarda İK yapıların adım adım oluşabileceği prensip olarak anlatılıyor. Peki siz ne diyorsunuz? Prensip olarak göstermek yetmez git bunları bir bakterinin DNA’sı ile oynayarak adım adım yaptır. Ben de inanayım. Üzgünüm ama bilim böyle çalışmıyor. İK bilimsel bir argümandır ve tanımı da prensip temelindedir.

    Başından beri bilim dediğiniz şeye aslında siz bilim değildir diyorsunuz. Ben özetle “Evrim Kuramı bilimsel olma kriterlerini karşılayamıyor, buradaki bilimsellik kriteri doğa bilimlerindeki “gerçek bilimsellik kriteridir”. Tasarım da bu açıdan Evrim Kuramı’ndan farksızdır. Özünde her iki teori de “tarihsel olaylara” göndermede bulunurlar. Oysa “bilimsel teoriler” ile “tarihsel açıklamalar” arasında çok çok ciddi farklar vardır ve biri “bilimsel teori” iken diğeri “bilimdışı ama geçerli sayılabilecek açıklamalar” sınıfına girer. Zaten Tarihsel kuramların yanlışlanma olanakları yoktur” diyorum. Ki siz bu konuda başından beri tuzağa düşünüyorsunuz.

    Her iki kuramı da alakadar eden şeyleri yazıyorum.

    A- Tarihsel kuramlar tekil olaylara göndermede bulunurlar.
    B- Tarihsel kuramlar (doğaları gereği) “yasa çıkarsamaya” izin vermezler.
    C- Tarihsel kuramlar (doğaları gereği) doğa yasalarına göndermede bulunamazlar.
    D- Tarihsel kuramlar geçmiş nedensel etkenleri ve faaliyetleri konu edindiğinden
    E- Gözlemlenemeyecek ve tekrarlanamayacak olan şeylere göndermede bulunurlar.
    F- Onlar kuram bazında bir doğabilisel kuram gibi yanlışlanamazlar.
    G- Evrim Kuramı öndeyide bulunamaz, yani bir canlının gelecekte hangi durumda olacağı yönünde bir açıklama getiremez. Çünkü açıklamaya çalıştığı süreçler rastgele süreçlerdir. Öndeyinin en iyi işlediği alan fiziktir ve bu yüzden fizik teorileri “bilimsel” dir. Bilim felsefesi de fizik bilimi temel alınarak oluşturulur ve bilimselliği zayıflayana doğru “yasalaşmadan (termodinamik ve gravitasyon” “açıklamalara (Antropoloji, Psikoloji, Tarih ve Evrim Kuramı”na kadar disipline edilir.

    Önemli bir hususu belirtmekte fayda var ki o da Evrim Kuramı’nın ortaya bir mekanizma sunduğudur. Ama bu mekanizma kuramın kendisinin uyduğunu sandığı Bacon’cu endüksiyonlara ulaşamamakta, çünkü kuramın bilimsel olamayan doğası buna izin vermemektedir. Zaten kuram bilimsel olsaydı, Bacon’cu tümellere ulaşmış olur, biz de burada tartışıyor olmazdık. Big Bang’in bilimselliği üzerine tartışma yapılmaz. Zira o apaçık bilimseldir.

    İşin ilginç yanı ise, tasarımı Bacon’cu endüksiyon yönünden şiddetle eleştiren evrimciler, dönüp de aynaya bakmamışlar. Zaten sıkıntı kendisinin bilimsel olduğunu iddia edip, sıkı inceleme sonucunda bu iddiasının fos çıktığının ortaya konmasından kaynaklanmaktadır.

    Evet, Evrim Kuramı (kuram ölçeğinde yanlışlanma dahil olmak üzere) bilimsel olma kriterlerini karşılayamıyor. Elbette tarih de bir bilim sayılabilir, işte Evrim Kuramı’nın bilimselliği ancak bir Tarih bilimi kadar olacaktır ve öyledir de. Bu Tasarım Teorisi için de geçerlidir. İkisi de bilimsellik yönünden sınıfta kalmaktalar.

    Hal böyle iken yavuz hırsız misali bel altı çalışmak biraz gülünç oluyor haliyle.

    Bu videolarda bu tanıma uygun yapıların adım adım ilerlemeyle oluşabileceği çok basit bir şekilde gösterilmektedir.

    Videolarla sürüngenlerin kuşa dönüştüğü de gayet inandırıcı bir şekilde anlatılabilir. Çok uzun bir süreci kısaltır ve izleyiciye sunarsınız kanıtınız tamamdır. Prensip olarak bir şeyin olabilmesini kabul ettiğinize göre aynı ilkeden yola çıkarak tasarımı da kabul edersiniz.

    Hâlbuki ben sizin Evrim Kuramı’nı tasarımdan ayırt edebilecek bir savla gelmenizi bekliyorum, tamamen üniformiteryen ve amaca yönelik “ilkesel animasyonlar”la değil.

    Zamanda geçmişe gidip bakteri kamçısının oluşturan mutasyonları gözlemleme şansımız yok. Bu nedenle sadece olabilirliğini ortaya koymak yeterlidir. Yani tekrar yapmak değil olabileceğini göstermek yeterlidir çünkü diğer argüman olamayacağıydı.

    İşte teorinin bu açmazı onu doğa bilimleri kategorisinden alır ve tarihsel bilimler kategorisine atar. İşte burada şunu sormamız gerekiyor; Tarih bilimi bilim midir? Tarihsel verileri ve kuramları bilim kabul ediyorsanız, evrim de tasarım da ciddi birer bilimdirler.

    Burada “ortak atadan türeme” düşüncesinin doğru olması durumunda olması gereken şeylerle ilgili 30 adet tahmin var. Tahminlerin hepsinin doğruluğunu gösteren veriler var. Bu 30 maddenin tamamı için potansiyel yanlışmala yolları da belirtiliyor. Bir zahmet girip bakın ve temel argümanı yanlışlayabilmek için farklı 30 adet yanlışlama kriterini görün. Bunların dışında da başka yollar vardır ama burada 30 tanesi belirtilmiş.

    Bakın ben adres vermiyorum size, oraları okuyalı uzun zaman oldu. Demek istediğimi hala anlatamamış olmak üzücü. Kuram bazı yönleriyle yanlışlanabiliyor olabilir, tıpkı tasarımın IK bazında yanlışlanma olanağı sunması gibi. Bu onu bilimsel yapmaz. Temel savlara geliniz.

    Yanlışlanma tek kriter de değildir, yanlışlanmayı kuram bazında karşıladığını farz etsek bile hala yukarıdaki bir çok kriteri karşılayamıyor.

    Ortak ata savı, doğa yasalarına gönderme yapmıyor, o gözlenemiyor ve her tekil olay için ayrı tekil açıklamalar yapıyor. Bu da tümevarıma (bilimselliğe) ulaşmayı imkansız kılıyor.

    Geçmişte olan şeyleri gözlemlenmesi gerektiğini savunacaksını yoksa doğrulanması için? Ne olmuş yani test edilemiyorsa? Evrimin mekanizmaları test edilebiliyor.

    Mekanizmaların test edilmesi neyin kanıtıdır? Anasavın –yani canlıların makro düzeyde dönüştüğünün kanıtı- mı? Üzgünüm ama sizin ciddi bir literatür araştırması yapmanız gerekiyor.

    Elbette geçmiş olan şeyler test edilemez. Burada lafı nereye getirmek istediğinizi anlamadım. Big Bang de geçmişte oldu ve test edilemiyor ama olduğunu büyük çoğunluk kabul ediyor

    Big Bang birinci sınıf bilimsel teorilerdendir. Big Bang bir gözlemin zorunlu sonucudur. Gözlemimiz evrenin genişlediğini açık seçik kanıtlamaktadır. Bu bir öndeyi sonucu değil, doğrudan gözlem sonucudur. Big Bang doğa yasalarına doğrudan gönderme yapar, hatta başka hiçbir insan kabulüne gönderme yapmaz. Big Bang’in nasıl olduğu başka bir konudur (genellikle hayal gücü işlev görür bu konuda), Big Bang’in olup olmadığı başka bir konudur. Big Bang bize evrenin genişlediğini gözlemlerle defalarca kanıtladı. Biz ise şu zorunlu mantıksal sonuca gidiyoruz: Evren geçmişte tekillikteydi (ya da başladı) . Zihin bu sonuca zorunlu olarak varır. Ama Evrim Kuramı’nda bizi “rasgele ve zorunlu olarak ortak atadan geldiğimize” zorlayacak bir neden yoktur.

    Dünyanın ve gezegenlerin oluşumuyla ilgili bilgilerimi de test edemiyoruz ama prensip bazında nasıl oluştuklarını biliyoruz

    İşte o prensip bazında söylenen şeyler bilimsel değildir. Kozmogoni (evren, dünya tarihi) Evrim Kuramı gibi farazî hükümler vericidir. O konuda sadece spekülasyon yapılabilir.

    Geçmişte olan şey bıraktıkları izlerle anlaşıbilir geçmişe gidip test etmek gerekmez bilimsel olmaları için

    Demek ki gözleyemediğimiz tasarlayıcıyı geçmişte bıraktığı izlerden tanıyabilme şansımız var ve prensip olarak bu size göre bilimsel. Bravo! Hızlı bir gelişim gösteriyorsunuz 

    Kaldı ki tasarım dediğiniz şey ne zaman oldu? Onu gözlemleyebiliyor muyuz? Test edebiliyor muyuz geçmişe gidip?

    Demek ki gölemleyemediğimiz evrimi geçmişte bıraktığı izlerden tanıyabilme şansımız var ve prensip olarak bu bilimsel.

    Ben AT’nin önerdiği süreci soruyorum siz kalkmış o teistik evrimdir şudur busur diyorsunuz. Sorumun cevabı gelmiyor.

    Tam olarak neyi soruyorsunuz? Bahsettiğiniz şeyin ne olduğu ortada.

    Ortak ata diyince kromozom birleşmesi doğal yollarla olmuştur ve bu kromozom birleşmesi insana doğru genel dalın oluşmasını sağlamıştır demektir. Bu durumda ortak dizayn ne demektir? Çok net bir soru. Ortak dizayn diyerek bu iş çözülmüyor. Bu nasıl bir meret? Tasarımcı iki kromozomun birleşimiymiş gibi bir kromozom mu dizayn etmiştir? Yoksa iki kromozomun tarihte bir yerde daha sonradan müdahele etmesine gerek kalmayacak şekilde doğal yollarla birleşmesin sağlayacak şekilde bir dizayn mı yapmıştır? Bunlar çok netsorular? Bunlara verecek cevabı olması lazım AT’nin ve AT’yi savunan birinin.

    Tasarım Teorisi’nin tasarlayıcının nasıl yaptığını açıklama yükümlülüğü yoktur. Bu tasarlayanın zihnini okumaya benzer ve sadece tahminlerde bulunulabilir. Tıpkı Evrim Kuramı’nın cansız-canlı geçişini açıklama yükümlülüğü olmadığı gibi. Asıl mesele evrim olduysa bile doğal yollarla olup olmadığıdır.

    Evrim öncelikle canlıların rastgele ve zorunlu süreçlerle evrilebileceğini Bacon’cu endüksiyona sadık kalarak göstersin. Ondan sonra sunduğu mekanizmalara, yaptığı açıklamalara bakarız. Bir mekanizmanın (Doğal seleksiyon ve mutasyon) varlığını ortaya koymak, bir sürüngenin kanat gibi yapısal olarak çok farklı bir organa kavuşmasını açıklamaz.

  33. Da Vinci Says:

    Sizin bilimsel kanıt, bilimsel delil ve bilimsel metod konularında ciddi sorunlarınız ve anlamadığınız şeyler olduğunu düşünüyorum. Böyle bir zeminde tartışmanın bir faydası olmuyor görüldüğü gibi. Bu nedenle size Scientific “Proof”, scientific evidence, and the scientific method okumanızı önereceğim. Bilimin ne olduğu, neyin bilimsel veya bilimsel olmayan olduğu konusunda bence öğreneceğiniz çok şey var. Verdiğim yazıyı okursanız bildiklerinizde önemli yanlışlar olduğunu göreceksiniz. Tarihsel kuram tanımınız bir kere baştan yanlış. Tarihsel kuram diye birşey tanımlayıp hepsini bir tutup bunlar bilimsel değildir gibi anlamsız bir yargıya varıyorsunuz.

    Bugün bilim dünyasında evrim olmuşmudur diye bir tartışma yok. Akıllı tasarımcılar bile evrimin olduğunu kabul ediyor (bkz. Mustafa Ajlan Abudak’ın yazdıkları). Yalnızca evrimin nasıl olduğu konusunda farklı düşünüyorlar. Aklı başında hiçbir bilimadamı “evrim yoktur bütün türler bugün oldukları gibi bir anda ortaya çıkmıştır” demiyor. Evrimin varlığı bilimsel bir olgudur. Evrenin genişlemesi gibi evrimin varlığı da bir olgudur. Bu olguyu inkar etmek manasızdır.

  34. tasarimianlamak Says:

    Bugün bilim dünyasında evrim olmuşmudur diye bir tartışma yok..

    Ortodoks bilim kurumlarının neyi nasıl kabul edip etmediklerini gayet iyi bilmekteyim. Bir şeyin doğruluğunun veya bilimselliğinin ölçüsü “o şeyin kurumlarca kabulü, hakemli dergilerde yayınlanmış olması, otorite kurumlarınca tasdik edilmiş olması” değildir.

    Doğruluk ve bilimsellik kurumların kabullerinden ayrıdır. Kurumlar bir şeye bilimsel dediğinde o şey bilimsel olmaz, bir şey bilimsel kriterleri karşılayabiliyorsa bilimseldir, gerisi laf ebeliğidir.

    Akıllı tasarımcılar bile evrimin olduğunu kabul ediyor (bkz. Mustafa Ajlan Abudak’ın yazdıkları). Yalnızca evrimin nasıl olduğu konusunda farklı düşünüyorlar. Aklı başında hiçbir bilimadamı “evrim yoktur bütün türler bugün oldukları gibi bir anda ortaya çıkmıştır” demiyor

    Bazı tasarımcılar yönlendirmeli evrimi benimserler, bazıları ise (fosil gözlemlerine göre) canlıların bugünkü hallerinin eskiden olduğundan farklı olmadığını düşünür ve kabul ederler. Sizin dediğiniz gibi AT’cılar külliyen evrimin olduğunu kabul etmezler. Hem konu bu değil. Konuya odaklanın. Ayrıca “aklı başında hiçbir bilim adamı” diye başlayan bir ifade hem bilim hem de mantık yönünden dikkate alınacak bir ifade değildir.

    BİRAZ BİLİM FELSEFESİ DERSİ

    Sizin bilimsel kanıt, bilimsel delil ve bilimsel metod konularında ciddi sorunlarınız ve anlamadığınız şeyler olduğunu düşünüyorum. Böyle bir zeminde tartışmanın bir faydası olmuyor görüldüğü gibi. Bu nedenle size Scientific “Proof”, scientific evidence, and the scientific method okumanızı önereceğim. Bilimin ne olduğu, neyin bilimsel veya bilimsel olmayan olduğu konusunda bence öğreneceğiniz çok şey var. Verdiğim yazıyı okursanız bildiklerinizde önemli yanlışlar olduğunu göreceksiniz.

    Gök mekaniğinden ve scientific fact denen olgudan hiç anlamadığınızı söylesem kızar mısınız?

    Ben isterim ki bana bir şey önermeyesiniz, sorulan sorulara cevap vermek yerine link önerisinde bulunduğunuz müddetçe bizi izleyenler sizin yukarıda iddia ettiğiniz dağarcığınız hakkında ciddi şüphelere düşecektir. Ben o linkleri okuyalı, ezberleyeli epey zaman oluyor. Madem anlıyorsunuz bilim felsefesi ve metodolojiden, “link vereceğinize” buyurun cevaplayın o zaman şu soruları.

    Bilgili olduğunuzu iddia ettiğiniz alanda cevaplamanız gereken sorular.

    1- Matematiksel olarak ifade edilemeyen teoriler bilimsel olamaz. Peki, Evrim Teorisi’nin matematiksel modeli var mıdır? Evrim Teorisi’ne göre gelecekte neler olacağı söylenebilir mi? Örneğin gök mekaniğinde de Evrim Teorisi’ndeki gibi gözlenemeyen olgular vardır. Ama bu olgular matematiksel olarak ifade edilebildiklerinden dolayı bu olgulara bakarak “böyle gittiği takdirde gelecekte şöyle olacaktır gibi net çıkarımlarda bulunulmaktadır. Gök mekaniğinin gözlenemiyor olsa da neden güçlü bilimsel teoriler oluşturabildiğinin bir numaralı geçerli nedeni de budur. Peki ya Evrim Teorisi? 1.soru ile bağlantılı olarak 2. soruya geçelim.

    2- Evrim Teorisi bilimsel kriterlerden biri olan öngörüde bulunmayı karşılayabiliyor mu? Örneğin izole bir ormana tavşan, domuz, sincap, fare vb hayvanları yerleştirdik. Bu canlılardan şu kadar yıl sonra insan, fil, maymun, oluşacaktır denebilir mi? Evrim Teorisi kullanılarak bir canlı türünün 10 milyon yıl sonra neye dönüşeceği yönünde tahmin yapılabilir mi?

    3- Cüzi bilgiden cüzi bilgiler çıkarmak suretiyle kabul edilebilir bir kuram nasıl oluşturulabilir? Ve bu örneklerin “ne kadarı” sağlıklı induction için yeter ölçütü oluşturur?

    4- Evrim Teorisi doğa yasalarına gönderme yapar mı? Yaparsa hangi yasalara ne şekilde yapar?

    5- Yasa oluşturamayan Evrim Teorisi, bir canlı türünün, başka türlere dönüşmesi yönünde istatistiksel bir prediction (gelecek için) veya description’da (geçmiş için) bulunabiliyor mu? Bulunabiliyorsa bunlar neler?

    6- Hücre içinde hücrenin enerji gereksinimini karşılayan mitokondriler vardır bilirsiniz. Mitokondrileri hücreye enerji üretmeye ve onu hücrenin diğer elemanlarıyla organizasyona girmeye zorlayan bir fizik ve kimya yasası biliyor musunuz?

    Bu sorular cevap bekliyor, soruları sormamın amacı bellidir. Sizin yazdıklarınıza bakıldığında, oradan buradan bir şeyler ithal edip siteye aktarıldığı izlenimi uyanıyor. Bu durumda size ait bir bilgi veya uslamlama görmek olanaksız oluyor. Ben linklerle değil, sizinle tartışmak istiyorum. İddia ettiğiniz gibi bir şeyler biliyor ve anlıyorsanız linklere başvurmadan bunlara cevap vermeyi deneyin. Buyurun cevaplayın ki bilip bilmediğinizden emin olalım, zira “biliyormuş gibi yapıp bilmeyenler”e çok rastlamışlığım vardır.

  35. kodoman Says:

    Hem vakit darlığından, hem de Da Vinci’yle olan tartışmanıza burun sokmamak istememden dolayı tartışmamaya katılmamayı istemiyordum, ancak, artık dayanamadım.
    1- Matematiksel olarak ifade edilemeyen teoriler bilimsel olamaz.
    Pekala!..(Umarım tahta üzerine yazılmış formül gibi bir şeyden bahsetmiyorsunuzdur)

    Peki, Evrim Teorisi’nin matematiksel modeli var mıdır?
    Tabii ki!

    Evrim Teorisi’ne göre gelecekte neler olacağı söylenebilir mi?
    Elbette!(Kestirip atmıyacağım, açıklama gelecek)

    Ama bu olgular matematiksel olarak ifade edilebildiklerinden dolayı bu olgulara bakarak “böyle gittiği takdirde gelecekte şöyle olacaktır gibi net çıkarımlarda bulunulmaktadır. Gök mekaniğinin gözlenemiyor olsa da neden güçlü bilimsel teoriler oluşturabildiğinin bir numaralı geçerli nedeni de budur.
    Hayır efendim, gök mekaniğinin “güçlü bilimsel teoriler” oluşturabilmesinin nedeni, evrime nazaran “üstün körü” öngörülerde bulunması, yani “az bilinmeyenli” denklemler üzerinde çalışmasıdır. Son Bilim ve Teknik dergisinde Samanyolu ve Andromeda ile ilgili bir makale vardı(Ağustos 2007, Devlerin Dansı). Çarpışma simüle edilmiş, ama ne kadar? Hadi bakalım kolaysa, o çarpışma sırasında dünya jeolojisi ve tektoniği, atmosferi hakkında detaylı bir simülasyon yapsınlar o “güçlü bilimsel teorileriyle”!

    Evrim Teorisi bilimsel kriterlerden biri olan öngörüde bulunmayı karşılayabiliyor mu?
    Kesinlikle evet!

    Örneğin izole bir ormana tavşan, domuz, sincap, fare vb hayvanları yerleştirdik. Bu canlılardan şu kadar yıl sonra insan, fil, maymun, oluşacaktır denebilir mi?
    Siz bana gereken tüm verileri(mutasyon frekansı, çevresel faktörler yani canlıyı etkileyecek her veriyi) ve ardından dünyanın tüm bilgisayarlarının işlemci gücünü verin, aynen size net öngörülerde bulunayım. Ha ama benden gök mekaniğinin “güçlü teorilerinin” “üstün körü” öngörüleri ölçeğinde öngörüler talep ediyosanız buna hiç gerek yok; Zaten bu sürekli yapılan bir şeydir; Bulunan her yeni tür fosil için böyle öngörülerle sınıflandırılır.

    Evrim Teorisi kullanılarak bir canlı türünün 10 milyon yıl sonra neye dönüşeceği yönünde tahmin yapılabilir mi?
    Canlıyı etkileyecek veriler hakkında ne kadar net öngörülerde bulunabiliyorsanız, evrimde de o kadar net öngörülerde bulunabilirsiniz.

    3- Cüzi bilgiden cüzi bilgiler çıkarmak suretiyle kabul edilebilir bir kuram nasıl oluşturulabilir? Ve bu örneklerin “ne kadarı” sağlıklı induction için yeter ölçütü oluşturur?
    Pardon ama, bu sorunuz konumuzun ölçeğini fazlasıyla aşmakta. Daha net, sizin tanımınız doğrultusunda evrimin karşılayamadığını inandığınız bir örnek rica edececeğim.

    4- Evrim Teorisi doğa yasalarına gönderme yapar mı? Yaparsa hangi yasalara ne şekilde yapar?
    Yapar, Mendel’in kalıtım yasalarına. Bu yanıtın geleceğini tahmin etmiş olmanız gerekir, ancak…

    Yasa oluşturamayan Evrim Teorisi
    Mendel’in kalıtım yassları neden evrimin dışında tutuluyor, öğrenebilir miyim?
    bir canlı türünün, başka türlere dönüşmesi yönünde istatistiksel bir prediction (gelecek için) veya description’da (geçmiş için) bulunabiliyor mu? Bulunabiliyorsa bunlar neler?
    Pardon ama, bu 2. sorunuzun, şekil değiştirmiş hali değil mi? Aynı soruyu birden fazla kez soruyor, birde farklıymış gibi göstermeye çalışıyorsunuz.

    6- Hücre içinde hücrenin enerji gereksinimini karşılayan mitokondriler vardır bilirsiniz. Mitokondrileri hücreye enerji üretmeye ve onu hücrenin diğer elemanlarıyla organizasyona girmeye zorlayan bir fizik ve kimya yasası biliyor musunuz?
    Nerden nereye? İyi başlar gibi olmuştunuz, berbat sonlandırıyorsunuz. Sizin sorunuz, mekanizmayı hiçe saymakta. Mekanizmanın sürecini parçalara ayırdığınız taktirde elbette herbir “birim”, fizik veya kimya yasasına atıfta bulunacaktır.

  36. tasarimianlamak Says:

    Kodoman,

    Evrim Teorisi’nin matematiksel modelinden bahsetmemiş, onun yerine alaycı cevaplarla geçiştirmeyi denemişsiniz. Samimi olarak “bilmiyoruz” demeniz yeterlidir, sizin bilemiyor oluşunuz sadece burayı bağlar, teorinin matematiksel modelinin var olup olmamasını değil. Kişisel zaaflarınızı teorinin açıklarından daha öncelikli görmüyorsanız rahatlıkla “bilmiyoruz” diyebilirsiniz.

    Gök mekaniği konusunda ise davinci’nin düştüğü hatadan daha kötü bir hataya düşmüşsünüz. Orada kastedilen şey, gök mekaniğinin nedensellik yasası i